Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/31889 E. 2021/8254 K. 09.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31889
KARAR NO : 2021/8254
KARAR TARİHİ : 09.03.2021

KARAR

Hakaret suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/10/2019 tarihli ve 2018/16276 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin Samsun 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 31/10/2019 tarihli ve 2019/5070 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16/11/2020 tarih ve 2020/100113 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar” başlıklı 73. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında yer alan “(1)Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda, müştekinin şikayetten vazgeçtiğine yönelik beyanının dosyada mevcut olmadığından bahisle itiraz kabul edilmiş ise de, dosya kapsamında müştekinin şikayetçi olduğuna dair bir beyanının da bulunmadığı, karara konu hakaret suçunun şikayete tabi olduğu, müştekinin faili ve fiili öğrenmiş olmasına rağmen şikayet hakkını kullanmadığı, suç tarihinin 01/04/2018 olduğu ve ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tarihi olan 11/10/2019 itibariyle 6 aylık şikayet süresinin geçtiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan haberdar olan şikayetçinin de şikayet iradesini bu süre içerisinde ortaya koymadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
CMK’nın 160. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” 2. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK’nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet Savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK’nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Ayrıca TCK’nın 73. maddesinde, “(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.” hükümlerine yer verilmiştir.
İncelenen somut olayda, şüpheliler hakkında müştekiye yönelik hakaret suçundan şikayetçi olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, müştekinin sadece şüpheli … hakkında bu karara itiraz ettiği, itiraz merciince şüpheliler … ve … hakkındaki hakaret suçundan müştekinin şikayetinden vazgeçtiğine dair beyanı bulunmadığı, delillerin takdiri mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilip kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırılmıştır.
Şüpheli … hakkında hakaret suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara müşteki tarafından itiraz edilmediği halde itiraz merciince bu kararın kaldırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır. Şüpheli … hakkında bu gerekçeyle kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Şüpheli … hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik isteme ilişkin olarak, suç tarihinin 01/04/2018 olduğu, müştekinin bu tarihte iddia konusu suçu öğrendiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği 11/10/2019 tarih itibariyle 6 aylık şikayet süresinin geçtiği, yasal şikayet şüresi içinde şikayet iradesini göstermediğinden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce (şüpheli … hakkında farklı gerekçeyle) yerinde görüldüğünden,
1- Samsun 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 31/10/2019 tarihli ve 2019/5070 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- CMK’nın 309. maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 09/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.