Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/32092 E. 2023/12624 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/32092
KARAR NO : 2023/12624
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Yerel Mahkemece sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
B. Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, şikayetçinin keyfi olarak annesinin sunduğu evrakı kabul etmediği ve annesini tartaklayarak dışarı çıkardığı, bunu öğrenmesi üzerine ilçe nüfus müdürlüğüne telefon açtığı, bu görüşmede de şikayetçinin kendisini tahrik ederek ses kaydı aldığı, şikayetçiye herhangi bir zarar vermediği ve herhangi bir amaç gütmediğine vesaire ilişkindir
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın annesinin ilçe nüfus müdürlüğünde faks aracılığıyla gönderilmiş vekaletname ile işlem yaptırmak istediği ancak evrak aslı olmaksızın işlem yapılamayacağından bahisle talebinin reddedildiği, sanığın olayı öğrenmesi üzerine ilçe nüfus müdürlüğüne telefon açtığı, olay tarihinde ilçe nüfus müdür vekili olan şikayetçi ile görüşmelerinde “Hepinizin anasını bacısını, sülalenizi, çocuğunuzu, gelmişinizi geçmişinizi sinkaf ederim.” ve “Hepinizin Allah belasını versin, hepinizi mahvedeceğim, canlı bomba olup hükümet konağını patlatacağım, daireye gelip hepinizi mahvedeceğim, orda olsam hepinizi mahvederim’.’ sözleriyle tehdit ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret eylemlerini gerçekleştirdiği hususlarının şikayetçinin aşamalarda değişmeyen beyanı, bu beyanı doğrulayan yeminli tanık anlatımları, sanığın kısmi ikrarı ve tüm dosya kapsamı neticesinde sübut bulduğu Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığın, soruşturma aşamasında telefonla görüştüğü kişinin kendisine hakaret ettiğine yönelik savunması, mahkemede ise bu iddiasından bahsetmeyip annesinin işleminin gerçekleştirilmemesi sebebiyle şikayetçiye hakaret ettiğini belirtmesine karşın temyiz dilekçesinde annesinin tartaklandığını beyan etmesi, tanıkların beyanlarında da haksız tahrik oluşturabilecek herhangi bir eylemden bahsetmemeleri karşısında; haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların olayda gerçekleşmediği anlaşılmış ve sanığın, Olay ve Olgular bölümünde belirtildiği şekliyle şikayetçiye yönelik tehdit ve kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçlarını işlediği hususlarının, olay tutanağı, şikayetçi beyanı ve bu beyanı doğrulayan tanık anlatımları ile sanığın kısmi ikrarı neticesinde sübut bulduğu şeklindeki Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sair Sebepler Yönünden
1. Gerekçeli karar başlığında, dosya kapsamına göre şikayetçi sıfatı bulunmayan sanığın “müşteki sanık” olarak gösterilmesi,
2. Kısa kararda kurulan hükmün (A-1) bendinde, hakaret suçundan hüküm kurulmaya başlanmasına karşın hükmün devamında tehdit suçundan temel cezanın belirlenmesi sebebiyle hükümde karışıklık yaratılması ve gerekçeli kararda bu hususun sehven meydana geldiği belirtilip düzeltilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılığa sebep olunması,
3. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.