YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/32718
KARAR NO : 2021/27541
KARAR TARİHİ : 24.11.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen hakaret ve kasten yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı
Anlaşıldığından, sanık … müdafisinin sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 24/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy
Olay:
Sinanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/27 sayılı iddianameyle 04/02/2014 tarihinde Sinanpaşa Sulh Ceza Mahkemesine 25/01/2014 tarihinde basit yaralama ve hakaret suçlarını işleyen … hakkında kamu davası açılmış ve TCK 125/1, 86/2, 58, 53/1 maddeleri uyarınca cezalarındırılması talep edilmiş.
Sinanpaşa Sulh Ceza Mahkemesi 14/02/2014 günlü tensiple duruşmanın 14/04/2014 tarihine bırakılmasına karar vermiş, bu tarihli oturumda sanık savunması ve tanık anlatımı tespit edilmiş, yargılama 26/05/2014 tarihine bırakılmış, bu oturumda müşteki beyanı tespit edilmiş ve yargılama 23/06/2014 tarihine bırakılmış, duruşmada tanık anlatımı tespit edilmiş, yargılama 13/10/2014 tarihine bırakılmış, bu celsede 6545 sayılı Yasa kapsamında Sulh Ceza Mahkeme dosyalarının Asliye Ceza Mahkemesine devrelimesi nedeniyle Asliye Ceza Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılmış ve dosya esas hakkındaki mütalaa için Cumhuriyet Başsavcılığına tevdii edilmiş, yargılama 11/11/2014 tarihine bırakılmış, celsede sanık esas hakkındaki mütalayaa karşı savunma yapmak için süre talebinde bulunmuş, bu nedenle duruşma 04/12/2014 tarihine bırakılmış. Bu celsede Cumhuriyet Savcısı sanığın TCK 148/1, 35, 125/1 ve CMK 3, 4, 5 maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosyanın nöbetçi Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini mütalaa etmiş. Mahkeme CMK 3, 4, 5 maddeleri uyarınca görevsizlik kararı vererek sanığın TCK 125/1, 148/2 maddesi delaletiyle 148/1, 35, 53, 58 maddeleri gereğince yargılanması için dosyanın görevli ve yetkili Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş.
Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesi 27/03/2015 tarihli karşı görevsizlik kararı vermiş.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 23/06/2015 gün ve 2015/12957 sayılı kararıyla Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermiş.
Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesi 27/07/2015 tarihli tensiple duruşmanın 13/10/2015 tarihine bırakılmasına karar vermiş, bu tarihli oturumda sanık savunması müşteki anlatımı tanık beyanı tespit edilerek yargılamanın 15/12/2015 tarihine bırakılmasına karar vermiş, bu tarihli oturumda tanık anlatımı tespit edilmiş ve Cumhuriyet Savcısının mütalaası doğrultusunda sanığın TCK 86/2, 62/2, 53, 58, 125/1, 62/1, 53, 58 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar vermiştir.
Karar süresi içerisinde sanık müdafiisi tarafından temyiz edilmiş.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02/12/2020 gün ve 2016/11629 sayılı tebliğname ile basit yargılama hükümleri uyarınca kararların bozulmasını talep etmiş, Yargıtay 4. Ceza Dairesi 24/11/2021 gün ve 2021/27541 sayılı kararıyla oy çokluğuyla tebliğnameye aykırı olarak hükümlerin onanmasına karar vermiştir.
Yüksek Dairenin onama kararına karşıyız.
Nedenler:
Basit yargılama usulü 7188 sayılı Kanunla 2019 yılında hukukumuza girmiş alternatif bir cezayı uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Diğer alternatif çözüm yöntemleri gibi basit yargılama usulüyle de mahkemelerin iş yükünün azaltılması ve böylelikle mevcut diğer davaların daha kısa sürede bitirilmesine imkan sağlanması amaçlanmaktadır. Alternatif çözüm yollarının sayısı ve çeşitliliğinde ciddi bir artış olduğu görülmektedir. Nitekim mahkemelerin iş yökünü azaltmaya yönelik bir çok alternatif çözüm yöntemine hukuk sistemimiz içerisinde yer verilmiştir. Ön ödeme, uzlaşma, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması bunlara örnek olarak verilebilir. Basit yargılama usulü uygulanırken sanığın adil yargılanma hakkına ilişkin bir çok güvenceden ve anayasal haktan feragat etmesi gerekmektedir.
Basit yargılama usulü görece hafif nitelikteki suçlar bakımından öngörülmüş olan, duruşma yapılmaksızın cezai uyuşmazlıkları çözüme kavuşturan, yazılı beyan esasına göre kurgulanmış, sanığın dolaylı rızasıyla adil yargılanmaya ilişkin bir takım güvencelerden yararlandırılmadığı, mahkemelerin emek ve zaman yönünden tasarrufta bulunmasına hizmet eden özel bir yargılama usulüdür. Bu bağlamda basit yargılama yazılı beyana ve duruşmasız yargılama esasları üzerine inşaa edilmiş bir muhakeme kurumudur. Seri muhakeme usulünün aksine koşulların oluşması durumunda basit yargılama usulünün uygulanması zorunlu değildir. Basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanamayacağının mahkeme taktir eder. Mahkeme basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verdiği halde CMK 251. madde hükümlerini tatbik edecektir.
Ceza muhakemesinde her türlü suçla ilgili olarak basit yargılama usulünün uygulanması mümkün değildir. Basit yargılama usulü Anayasada ki bir çok ilkenin gerekse de adil yargılanma hakkının ihlali açısından sıkıntılı bir kurumdur. Kanun koyucu yaptığı düzenleme ile belirli ağırlığa kadar suçların basit yargılama usulüne tabi olmasını kabul etmiştir.
17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesinde basit yargılama usulü düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin uygulanması ile ilgili olarak 7188 sayılı Kanunun 31. maddesi ile 5271 sayılı CMK’ya geçici 5. maddesinin d bendi ile 01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz hükmü getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi 25/06/2020 gün 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararıyla geçici 5/d maddesindeki hükmün kovuşturma evresine geçilmiş ibaresinin aynı bentte yer alan basit yargılama üsülü yönünden Anayasanın 38 maddesine aykırı görerek iptaline karar vermiş. Anayasa Mahkemesi kararında hükme bağlanmış dosya ile ilgili iptal kararı verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun’un 2/1-f maddesince hükme bağlanmış dosyalarla ilgili olarak kovuşturma evresinin kesinleşmeye kadar devam etmesi ve aynı yasanın 251/3 maddesi gereği mahkumiyet hükmü verildiği taktirde sonuç cezadan 4/1 indirim öngörülmesi, bu durumda temyiz incelemesi devam eden dosyalar bakımından lehe düzenleme getirmesi karşısında. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararında sanığın lehine bir düzenleme olduğu anlaşılmaktadır.
Basit yargılama usulünün uygulanabilmesi için kovuşturmaya geçilmiş olması, uyuşmazlığın Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanında bulunması, muhakeme konusu fiilin oluşturduğu suçun basit yargılama usulüne tabii olması, mahkemenin dosya içeriğinden vicdani kanaate ulaşması, suçun basit yargılama usulüne tabii olmayan bir başka suç ile birlikte işlenmemiş olması, suçun takibinin izne veya talebe bağlı olmaması, suçun takibinin izin veya talep dışında tabii olduğu muhakeme şartlarının gerçekleşmiş olması, sanıkta yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hallerinden birinin bulunmaması hallerinde basit yargılama usulüne uygulamak mümkündür.
Basit yargılama usulünün uygulanabilmesinin bir koşulu uyuşmazlığın Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına giriyor olmasıdır. Kanun koyucu iddianamenin kabulünden sonra para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasının gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir demek suretiyle ancak; basit suçlarda ve bu suçlarda Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına girdiği için Asliye Ceza Mahkemesindeki bu nitelikteki suçlarda basit yargılama usulünü kabul etmiştir.
Burada asıl olan yargılamaya konu fiilin bu nitelikte bir suç olmasıdır.
Basit yargılama usulü CMK 251. maddesinde usul hükümleri arasında düzenlenmesine rağmen ceza indirimi getirmesi nedeniyle maddi hukuka ilişkin de sanık lehine bir düzenleme getirmektedir. Anayasa Mahkemesi bu hususu kararlarında tespit etmiş ve Yargıtay bir çok kararlarında basit yargılama usulünün sanık lehine hükümler getirdiği için lehe değerlendirme amacıyla kararları bozarak yerel mahkemelere bu konuda değerlendirme yapma imkanları tanımıştır.
Uygulamacının hatası, yanılması veya başka bir nedenle Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına giren bir suçun Ağır Ceza Mahkemesine dava olarak açılması halinde, yine sanığın sıfatından dolayı doğrudan yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesinde yapılması halinde koşulları var ise lehe kanun hükümlerinin bu mahkemelerde yargılanan kişilere tanınmamasının kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağı.
Yapılan yargılama sonrası hukuksal vasıflandırma nedeniyle ortaya çıkan sonucun basit yargılama hukukunu gerektiren suçlara dönüşmesi halinde lehe kanun hükümlerinin bu kişilere uygulanmaması hukuken sıkıntılı bir durum doğurur.
İki yıla kadar hapis cezasının gerektiren suçların Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanında kaldığı ve kanun koyucunun doğru bir ifadeyle Asliye Ceza Mahkemesinin basit yargılamayı yapması gerektiğini kabul ettiği. Herşeyin doğru yapıldığı taktirde dosyamızda olduğu gibi Ağır Ceza Mahkemesinin bu şekilde bir karar vermesine gerek olmadığı ve hakimler arasındaki çatışkı, delillerin taktir ve değerlendirilmesinin üst dereceli bir mahkemeye ait olması, teminatlı mahkeme oluşu gibi gerekçelerle sanık aleyhine sonuçlar doğmasına neden olunma riski, uygulayıcıdan kaynaklanan hata nedeniyle sanığa tanınan cezadan 4/1 indirim gibi bir hakkın sanığın elinden alınması kabul edilmemelidir.
Önemli olan suçun niteliği, aynı olmasıdır. Yargılandığı mahkemenin burada öneminin olmadığı. Doğru yerde dava açılsa idi sanık lehine olan bu düzenlemeden yararlanacaktı. Yine sıfatı nedeniyle özel kanun hükümleri gereğince doğrudan Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan sanıklara bu hakkın tanınmaması. Aynı suçu işleyen kişiler arasında farklı sonuçların doğmasına neden olacaktır. örneğin, tanımadığı veya husumet duyduğu kişiyi tehdit eden sanık TCK 106/1. maddesi gereğince doğrudan bu haktan yararlanırken, alacağını istemek amacıyla tehdit suçu işleyen kişinin TCK 150 maddesi aracılığıyla TCK 106/1. maddesi uyarınca cezalandırılması halinde bu indirimden yararlandırılmamasının hakkaniyet ve adalet duygusuna aykırı olduğu düşüncesindeyiz.
Sonuç:
Yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü, Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/176 esas ve 2015/240 sayılı kararının basit yargılama usulü açısından tebliğnameye uygun bozulmasına karar verilmesi gerektiği kanısındayız.