Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/32758 E. 2023/3828 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/32758
KARAR NO : 2023/3828
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 8.840,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın eyleminin atılı suçları oluşturmadığı, tanıkların aynı karakolda çalışan kamu görevlileri olması nedeniyle beyanlarına itibar edilemeyeceği, usul ve Kanun’a aykırı olarak verilen kararın resen belirlenecek nedenlerde dikkate alınarak bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın eşinin kullandığı araç ile kazaya karışması, eşini bir araçla kaza yerinden göndermek istemesi, jandarma görevlilerinin ise alkol testi yaptırmak istemesi nedeniyle buna izin vermemesi üzerine sanığın, eşinin alkol testinin yapılmasını engellemek amacıyla jandarma görevlilerine “İşlem yapmayın diyorum size, benim kim olduğumu biliyor musunuz, sizi sinkaf ederim.” biçimindeki sözleriyle tepki göstermesi, kendisine kelepçe takılmasından sonra ise “Siz kimsiniz lan, sökün kelepçemi, sizin yapacağınız işi sinkaf ederim, size gününüzü göstereceğim.” biçimindeki tehdit ve hakaret içerikli sözleri söylemesi nedeniyle eylemine uyan hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediği iddiasıyla açılan davada Mahkeme oluşu iddianamedeki gibi kabul ederek sanığın sübut bulan suçlardan cezalandırılmasına karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
1. Şikâyetçi ve tanık kolluk görevlilerinin ifadeleri, 04.11.2012 tarihli olay tutanağı, sanık ve jandarma görevlileri arasında itişmelerin olduğu yönündeki sanığın eşinin beyanı ile tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçları işlediği, olayın tanığı olan kamu görevlilerinin dinlenilmesinin maddi gerçekliğin ortaya çıkarılması açısından önem arz ettiği, 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanığa yüklenen suçun, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delille ispatının mümkün olduğu ceza yargılamasında, bir delilin reddedilmesi için aynı Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasında sayılan durumların dışında delilin, akla, mantığa, bilimsel verilere, fizik kurallarına, herkesçe bilinen somut duruma, hayatın olağan akışı içinde gündelik yaşamdan edinilen karine niteliğindeki bilgilere aykırı olması ya da tanığın yalan söylediğinin ortaya çıkması gibi reddi için haklı, makul ve kabul edilebilir hukuki gerekçelerin gösterilmesinin zorunlu olduğu, tanıkların; mağdurların mesai arkadaşı olmasının anlatımlarının reddedilmesi için tek haklı ve kanuni gerekçesi olamayacağı, bu sebeple dinlenmelerinin gerekli olduğu, 5237 sayılı Kanun’un 50 ve 62 nci maddelerinin sanık hakkında uygulandığı, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin maddenin uygulanmama gerekçelerinin kararda gösterildiği anlaşılmakla, sanığın sübut bulan suçlardan cezalandırılmasına yönelik Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.