YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/33078
KARAR NO : 2023/15581
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yerel Mahkemece sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2. Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 126 ncı maddesi delaletiyle 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suça konu olaydan önce cezaevi idaresi tarafından haksızlığa uğradığı, idarenin kendisine yönelik eylemlerini şikâyet etmesi ve kanıtlamasına karşın kovuşturmaya yer olmadığı kararları verildiği, hasım olduğu kişilerle aynı koğuşa konulduğu ve diğer yerlerde de karşılaşmalarının sağlandığı, bu husus hakkında da şikâyette bulunmasına rağmen yine kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu sorun sebebiyle ve telefon görüşmeleri kayıt altına alındığı için başına geleceklerin sorumlusunun idare olduğunu ailesine bildirdiği, bu görüşme esnasında moral bozukluğu ile suça konu sözleri söylediği ancak sözlerinin katılana tehdit ve hakaret amacı taşımadığı, kardeşinin “İdare et” telkini üzerine idare kelimesine yönelik sözlerinin yanlış anlaşıldığı, 5271 sayılı Kanun’un 176 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 190 ıncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca savunma hakkının kısıtlandığı, hasmı olan …’nin dinlenmesi ile konuşma dökümlerinin getirtilmesi taleplerinin reddedildiği ve hakaret suçunda matufiyetin gerçekleşmediğine vesaire ilişkindir
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, katılanın ise aynı ceza infaz kurumunda ikinci müdür olarak görev yaptığı, sanığın, katılanın kendisini hasımlı olduğu kişilerle aynı koğuşa yerleştirdiği ve kasıtlı olarak aleyhine hareket ettiği düşüncesiyle haftalık telefon görüşmesi esnasında kardeşine hitaben “Başıma bir şey gelirse sorumlusu idaredir, hasımlı olduğum kişi ile aynı odaya koydular, ya onu öldüreceğim, ya da … müdürün gırtlağına bardağı vurup öldüreceğim, avradını sinkaf ettiğimin idaresi bana tezgah kuruyor, firarı dahi düşünüyorum.” şeklindeki sözlerle katılanı kastederek tehdit ve hakaret eylemlerinde bulunduğu hususlarının; bu sözlerin görevlilerce dinlendiğini bilmesi ve eyleme ilişkin 16.03.2015 tarihli tutanak içeriği, her ne kadar sanık suça konu sözleri, kardeşinin “İdare et” şeklindeki telkininin üzerine sarf ettiğini belirterek katılana yönelik tehdit ve hakaret kastı olmadığını belirtmiş ise de idari disiplin soruşturmasında ve Cumhuriyet başsavcılığında verdiği ifadelerde idarenin aleyhine eylemleri sebebiyle söylediği sözlerin arkasında olduğunu belirtmesi çerçevesinde sözlerin katılana yönelik olduğunun sübut bulduğu Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
16.03.2015 tarihli tutanak içeriği, sanığın aşamalarda ikrar içeren savunması ve suça konu sözler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Kanun’un 126 ncı maddesi uyarınca sözlerin kendisi aleyhine hareket ettiğini düşündüğü katılana yönelik olduğunun anlaşıldığı ve telefon görüşmesinin görevliler tarafından dinlendiğinin sanık tarafından bilindiği, bu suretle sanığın tehdit ve kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret eylemlerini gerçekleştirdiğine yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanığın, telefon görüşme kayıtlarının getirtilmesi ile hasmı olan …’nin dinlenmesine yönelik taleplerinin, sanığın temyiz dilekçesinin ekinde sunduğu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar da dikkate alındığında, Mahkemece dosyaya bir katkı sağlamayacağı sebebiyle reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür.
Her ne kadar sanık 5271 sayılı Kanun’un 176 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 190 ıncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca savunma hakkının kısıtlandığını belirtmiş ise de, 15.10.2015 tarihli duruşma zaptından sanığa haklarının hatırlatıldığı, sanığın ise haklarını anladığı ve savunma yapmak için süre istemediğini belirttiği anlaşılmakla temyiz sebeplerinin reddi gerekmiştir.
B. Sair Sebepler Yönünden
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.