Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/33698 E. 2023/14983 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/33698
KARAR NO : 2023/14983
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla;
1. Sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 52 nci maddesi uyarınca 7.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2020 tarih ve 2016/12714 sayılı Tebliğnamesiyle sanık hakkında verilen hükümlerin bozulması yönünde görüş belirtilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Hakaret Suçu Yönünden Temyiz Sebepleri
Sanığın temyizinin; “ukalâ” sözünün hakaret olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, kendisinin katılana yönelik “ukalâ” şeklinde bir sözünün bulunmadığı, olay sırasında katılanın üslubuna eleştiri olarak “Neden bana ukalâca cevap veriyorsunuz.” şeklinde cümle içinde kullandığı, hakaret kastının bulunmadığı, katılanın hem şikayetçi olduğu hem de hakkındaki şikayet nedeniyle delilleri kendisinin topladığı, tanıkların ise katılanın emrindeki askerler olduğu, tanıklıkların geçerli olmadığı, olayın geçtiği otobüste bulunanların beyanlarının alınması gerektiği ancak mahkemece bu hususun araştırılmadığı, kendisinin mağdur olduğu hakkında verilen mahkumiyetin usul ve Yasa’ya aykırı olduğu, son olarak lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin kendisi hakkında uygulanması gerektiği, bu nedenlerle ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
B. Görevi Yaptırmamak için Direnme Suçu Yönünden Temyiz Sebepleri
Sanığın temyizinin; olaydaki kamu görevinin otobüsteki yolcuların aranması olduğu, kendisinin bu görevi engelleyecek hiçbir davranışının olmadığı, suçun tanımında geçen cebir ve tehdit eylemlerinin olayda gerçekleşmediği, Mahkemenin kararında yalnızca hakaret eyleminden bahsedildiği, suçun maddi unsurunun oluşmadığı, bu nedenlerle ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılanın jandarma karakolunda astsubay olarak görevli olduğu, olay tarihinde yolcu otobüsünde yolcu olarak bulunan sanığın, otobüste kimlik kontrolü yapan katılana ” Sen çok ukalâsın, bu karakolu sizin başınıza yıkacağım, bunun hesabını sizden soracağım, sizi en üst amirlerinize kadar şikayet edeceğim.” şeklinde sözler söyleyerek hakaret ettiği ve tehdit yoluyla görevini yaptırmamaya çalıştığı şeklinde iddia olunan olayda, Yerel Mahkemece katılan ve tanık beyanları ile sanığın kısmi ikrar içeren savunması kapsamıyla sanığın üzerine atılı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediği sabit görülerek mahkumiyeti yönünde hükümler kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Görevi Yaptırmamak için Direnme Suçundan Verilen Hüküm Yönünden
1. Sanık Tarafından İleri Sürülen Temyiz Sebepleri Yönünden
Tüm dosya kapsamı, katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları ile dinlenen tanıklar …, …’nin anlatımlarının katılanın beyanını doğruladıklarının anlaşılması karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit görülmekle, hakkında mahkûmiyet kararları verilmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyizi yerinde görülmemiştir.
2. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Tebliğnamedeki Görüş Yönünden
Sanığın hakkında işlem yapılmak üzere Karakol binasına götürüldüğü sırada, Jandarma kolluk görevlisi katılana hitaben “Bu karakolu sizin başınıza yıkacağım, bunun hesabını sizden soracağım, sizi en üst amirlerinize kadar şikayet edeceğim.” şeklinde sözler söylemesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın eyleminin hakkında işlem yapılmasını engellemeye yönelik olduğu ve görevi yaptırmamak için direnme suçunun yasal unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Hakaret Suçundan Verilen Hüküm Yönünden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın, Jandarma karakolunda astsubay olarak görevli olan katılana hitaben söylediği kabul olunan “Sen çok ukalâsın…” şeklindeki sözün, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
A. Görevi Yaptırmamak için Direnme Suçundan Verilen Hükmün Temyizinde
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B. Hakaret Suçundan Verilen Hükmün Temyizinde
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.

( Muhalif ) ( Muhalif )

Karşı Oy

Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
TCK’nın 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşabilmesi için kamu görevlisinin yerine getireceği veya getirmekte olduğu bir görevin yapılmasını önlemeye yönelik olarak failin cebir veya tehditte bulunması gerekmektedir. Tehdit ise mağdurun kendisinin veya yakınının yaşamı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlığı, mal varlığı veya bunlar dışında kalan hukuksal açıdan korunan her hangi bir değere yönelik olmalıdır. Bir söz veya eylemin tehdit oluşturduğunu kabul etmek için objektif olarak korkutuculuğa elverişli olmalıdır.
Somut olayımızda jandarma görevlisi olan katılanın yol araması için sanığın da içerisinde bulunduğu otobüsü durdurduğu, kimlik kontrolü yaptığı sırada sanığın …’de de kimlik kontrolü yapıldığı için katılana hitaben “Buradan önceki Jandarmada kontrol edildik sizin birbirinizden haberiniz yok niye tekrar kontrol ediyosunuz.” demesi üzerine katılanın burası farklı bir yer diyerek tekrar kontrol yapmaları gerektiğini izah etmeye çalıştığı bunun üzerine sanığın katılana “Sen çok ukalâsın.” dediği, bu söz nedeniyle sanık hakaret suçundan işlem yapılmak üzere sanığın karakola davet edildiği, sanığın gelmek istememesi üzerine kuvvet kullanılarak karakola götürüldüğü sırada katılana hitaben “Bu karakolu sizin başınıza yıkacağım, bunun hesabını sizden soracağım, sizi en üst amirlerinize kadar şikayet edeceğim.” dediği sabit olup, sayın çoğunluk ile aynı görüşte olduğumuz ukela kelimesi kaba söz niteliğinde olduğundan suç oluşturmayan bir eylemden dolayı kolluk görevlisi olan katılanın keyfi bir davranış ile sanığı otobüsten indirdiği, bu sırada da sanığın yukarıda belirtilen sözleri söylediği hakkında adli işlem yapıldığı için otobüsü de kaçırdığı anlaşılmıştır. Sanığın katılana yönelik sarf ettiği sözler bir bütün halinde değerlendirildiğinde sözlerin objektif olarak korkutucu boyutta olmadığı gibi sözlerin anlam bütünlüğü göz önüne alındığında sanığın kendisine yapılan keyfi muamele nedeniyle şikayet hakkını kullanacağını vurguladığı bu nedenle de direnme suçunun unsuru olan tehdit ögesi somut olayda bulunmadığından bu suçtan da bozma kararı verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuz için sayın çoğunluğun görevi yaptırmamak için direnme suçundan verdiği ONAMA kararına katılmıyoruz. 23.02.2023