YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/33709
KARAR NO : 2023/9052
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla; sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın sözlerinin hakaret içerikli olmadığı, mağduriyetini dile getirirken, Kur’an-ı Kerimden bir kısım ayetlere yer verdiği, bunların da hakaret olarak algılandığı ancak sanığın hakaret kastının bulunmadığı, sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerekirken ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle verilen hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
B. Sanığın Temyiz Sebepleri
Ceza İnfaz kurumunda yakınlarıyla görüştürülmediğini, bu konuda yönetime birden fazla başvuru yaptığını ancak aylarca mağduriyetinin giderilmediğini, kimseye hakaret etmediğini, mağdur edilmesi nedeniyle hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasını talep ettiği belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın suç tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, katılanın ise aynı kurumda İnfaz ve Koruma Memuru olarak çalıştığı, sanığın vermiş olduğu dilekçesinde, müşteki hakkında ;”… Aylardır beni ve ailemi kandırıp duruyorsun. Aşağılık insan bilmiyorum sizlere insan denir mi insanlıktan çıkmış kişilersiniz…” şeklinde sözlerin yazılı olduğu belirlenmiş ve sanığın dilekçesinde yer alan bu sözlerin katılanın onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olduğu ve bu haliyle sanığın üzerine atılı kamu görevlisine karşı görev sırasında ve görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği kabul olunarak mahkumiyeti yönünde hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Cezaevi müdürlüğüne hitaben sanığın vermiş olduğu dilekçesinde herhangi bir isim ya da hedef göstermeksizin “… Aylardır beni ve ailemi kandırıp duruyorsun. Aşağılık insan bilmiyorum sizlere insan denir mi insanlıktan çıkmış kişilersiniz…” şeklinde sözlerin yer aldığı, sanığın savunmasında dilekçeyi cezaevi infaz birimine gönderdiğini söylediği, cezaevi yönetimi tarafından suç duyurusunda bulunulduğu, … Cumhuriyet Başsavcılığınca olay günü infaz büroda görevli personelin kimlik bilgilerinin istendiği, infaz kurumundan gelen cevabi yazıda, katılanın olay günü infaz büroda görevli olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Katılan aşamalardaki anlatımlarında; sanığın işlemleri sırasında, sanığa bir kez bilgilendirme yaptığını, bunun dışında başkaca bilgilendirmenin söz konusu olmadığını, kendisini tanımadığını, sanıkla aralarında herhangi bir husumetinin olmadığını beyan etmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında incelemeye konu dosyada; sanığın söylediği sözlerin kime söylendiğinin, 5237 sayılı Kanun’un 126 ıncı maddesinde de belirtildiği üzere duraksamaya yol açmayacak bir şekilde katılanın şahsına yönelik olduğunun anlaşılamaması karşısında, matufiyet şartının olayda gerçekleşmediği, bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
2. Kabule göre de;
7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde “Basit Yargılama Usulü” düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın ve sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.