Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/33805 E. 2023/13393 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/33805
KARAR NO : 2023/13393
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla;
1.Sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 inci maddesi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.080,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve 24 eşit taksitlendirmeye karar verilmiştir.
2.Sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 inci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesine, aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve 20 eşit taksitlendirmeye karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteğinin; kabul anlamına gelmemekle birlikte sanığın üzerine atılı sözlerin objektif olarak katılan üzerinde ciddi şekilde korku ve endişe yaratacak uygunluk, elverişlilik ve yeterlilik taşımadığına, atılı sözlerin doğrudan katılana yöneltildiğine dair dosyada delil olmadığına, hakaret suçunun ihtilat unsurunun oluşmadığına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığına, birtakım tanıklar dinlenmeyerek eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun’un 50 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci hükümlerinin uygulanmamasının isabetsiz olduğuna, vesaire, yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Disiplinsiz davranışı sebebiyle, hakkında işlem yapılan … Anadolu Lisesi öğrencisi …’ın velisi olan sanığın okul müdürü olan katılana “Kimse benim oğluma ceza veremez, okuldan atarım, sizi öldürürüm, sokağa çıkarmam.” şeklinde hakaret ve tehdit içerir sözler sarfettiği, bunun üzerine katılanın da sanığa “S…ktir git, seni görmek istemiyorum.” dediği, katılanın hakaret suçunu işlemesine neden olanın sanığın haksız hareketi olduğu iddiası ile kamu davasının açıldığı belirlenmiştir.
İddia, katılan sanık savunması, olaydan sonra düzenlenen tutanak içerikleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık her ne kadar suçlamayı kabul etmemiş ise de, katılan beyanı ve bu beyanı doğrulayan tanık ifadeleri karşısında sanığın kendisini suç ve cezadan kurtarmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek sanığın katılana yönelik hakaret ve tehdit suçlarını işlediğinin sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2.Sanığın, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği ve katılanın ” Ben olsaydım oğlunun ağzını burnunu kırar komaya sokardım, gel bahçeye sana göstereyim ağzını burnunu kırayım, ben bahçeye çıkıyorum sen de gel görüşelim.” şeklinde sözlerle kendisine çıkıştığı yönünde savunma yaptığı ve tanık …’nin her aşamadaki beyanlarının sanık savunması ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
3.Katılanın her aşamada oluşa ilişkin istikrarlı ve birbiriyle uyumlu anlatımlarının bulunduğu, katılanın iddiasının tanıklar …, …, … tarafından doğrulandığı tespit edilmiştir.
4.Tanık …’ın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında sanığın katılana yönelttiği sözler yönünden çelişkili anlatımlarının bulunduğu anlaşılmıştır.
5.Sanığa ait adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A.Tehdit Fiilinin Objektif Olarak Korku Ve Endişe Yaratacak Nitelikte Olmadığı Yönünden
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay irdelendiğinde; sanığın, katılana söylediği iddia ve kabul edilen “Kimse benim oğluma ceza veremez, okuldan atarım, sizi öldürürüm, sokağa çıkarmam.” şeklindeki sözlerin objektif olarak korkutucu nitelikte bulunması ve tehdit suçunda özel kast unsurunun aranmaması nedeniyle hüküm bu yönüyle yerinde görülmüştür.
B.Sanığın Eylemlerinin Doğrudan Katılana Yöneltilmediği Yönünden
Katılanın her aşamadaki oluşa ilişkin istikrarlı ve birbiriyle uyumlu beyanları, sanık savunması, tanıkların beyanları, oluş, dava dosyası kapsamı karşısında sanığın eylemlerini katılana yönelik olarak gerçekleştirdiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C.Hakaret Suçunda İhtilat Unsurunun Oluşmadığı Yönünden

Oluş, dosya kapsamı, hakaret suçunun yüze karşı gerçekleştirildiğinin iddia ve kabul edilmiş olması karşısında hakaret suçundan kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D.Eksik İnceleme Yönünden
Tüm dosya kapsamı, sanık savunması, katılan ve tanıkların anlatımları karşısında araştırılmasını gerektirir başkaca bir husus bulunmadığı yönündeki Mahkemenin inanç ve taktirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
E.Uzlaşma Yönünden
6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253/1inci madde hükmü uyarınca uzlaşma kapsamına alınan 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1 inci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun, uzlaşma kapsamında bulunmayan 5237 sayılı Kanun’un 125/3-a maddesinde düzenlenen hakaret suçu ile birlikte işlenmesi halinde 5271 sayılı Kanun’un 253/3 üncü maddesi uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının anlaşılması karşısında, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
F.Haksız Tahrik Yönünden
Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki katılanın “Ben olsaydım oğlunun ağzını burnunu kırar komaya sokardım, gel bahçeye sana göstereyim ağzını burnunu kırayım, ben bahçeye çıkıyorum sen de gel görüşelim.” şeklinde sözlerle kendisine çıkıştığına dair savunması, bu savunmayı doğrulayan tanık …’nin aşamalardaki beyanları karşısında olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilip sonucuna göre hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu, tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
G.Sair Temyiz Nedenleri yönünden
1.İddianameye konu edilen sözlerin bütün halde tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin ve sanığın hangi sözünün tehdit hangi sözünün hakaret suçunu oluşturduğunun kabul edildiği açıklanıp tartışılmaksızın yazılı şekilde hükümler kurulması,
2.Yerel Mahkemenin kabulüne göre ise,
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren hakaret ve tehdit suçları yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (F ve G) bentlerinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.