YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/34911
KARAR NO : 2023/10807
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2012 tarihli, 2012/158 Esas, 2012/537 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına,
B. Yerel Mahkemece sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hüküm, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi sebebiyle aynen açıklanmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, suçun unsurlarının oluşmadığı, meşru müdafaa ve haksız tahrik hükümlerinin tartışılması gerektiği, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin haksız olduğu, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin uygulanması gerektiği, yine aynı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasının gerektiği, birden fazla kişiye yönelik bir eylem olmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğu ve kararın bozulması gerektiği vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihindeki futbol müsabakasının çıkışında sanığın da aralarında bulunduğu seyircilerin taşkınlık yaptıkları, görevli polis memurlarının olaya müdahale ettikleri, şikayetçinin müdahale ettiği anda sanığın elinde bulunan bıçaktan dolayı alınan adli muayene raporuna göre basit tıbbı müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, sanığın ekip otosuna bindirildiğinde de taşkınlık yapıp araca binmemek için direndiği, götürüldüğü karakolda da görevli polis memurları hakkında bütün “Bundan sonra çocuklarını benden korusun.” şeklinde tehdit eyleminde bulunarak görevli polis memurlarının görevini yapmasını engellemek amacı ile direndiği, sanığın savunması, olay tarihli tutanak, tutanak mümzi tanıkların beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanabilmesi için usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir kararın bulunmasının gerektiği, … Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2012 tarihli, 2012/158 Esas ve 2012/537 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik gerekçeli kararın tebliğ tarihinde ceza infaz kurumunda bulunan sanığa yapılan tebligat sırasında, 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre, kararın kendisine okunup anlatılması gerekirken, sadece “okumak/almak” suretiyle yapılan tebligatın usulsüz olması ve aynı zamanda cezaevi kanalıyla da temyiz dilekçesi verilebileceğinin kanun yolu açıklamasında bildirilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de işlemeye başlamayacağının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli 2017/8-952 Esas ve 2018/403 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin sanığın sorgusunun olduğu,
B. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
C. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 22.05.2012 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.