YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10163
KARAR NO : 2023/18200
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 62 ve 51 inci maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve denetim süresinin 1 yıl olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; dosya arasında yer alan ses kaydından sanığın mağdura hakaret etmediği ve tanıklar Y. Y. ve A. Y.’nin kovuşturma aşamasındaki anlatımlarından anlaşılacağı üzere tanık R. A.’nın yönlendirmesi ile soruşturma aşamasında sanığı suçlayıcı anlatımda bulundukları ileri sürülerek sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, öğretmen olan mağdura sınıfta “İftiracısın, dedikodu yapıyorsun, yalancısın.” dediği iddia olunmuştur.
1. Sanık suçlamayı inkar etmektedir.
2. Mağdurun aşamalarda benzer anlatımlarda bulunduğu belirlenmiştir.
3. Tanıkların anlatımları dava dosyasında mevcuttur.
4. Sanığa ait adli sicil kaydı dava dosyasındadır.
5. Yerel Mahkemece, mağdurun, tanıkların anlatımlarına üstünlük tanındığı, sanık savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve sanığın mağdura “Yalancısın” dediği kabul edilerek mezkur suçtan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi ve Sair Yönlerden
Mağdurun ve tanıklar S. S, N. K., R. A., Ş. Y., L. A., Ş. Y. ile K. Y.’nin aşamalarda benzer ve istikrarlı anlatımlarda bulunmaları, tanık Y. Y.’nin soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki ilk beyanlarının bu anlatımlarla uyumlu olması ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği yönündeki kabulde hukuka aykırılık görülmeyerek yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir;
Ancak,
1. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın mağdura söylediği iddia ve kabul edilen “İftiracısın, dedikodu yapıyorsun, yalancısın.” şeklindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici ağır eleştiri, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, Yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile mahkûmiyet kararı verilmesi,
2. Kabule göre ise;
a. 5237 sayılı Kanun 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekmekte olup, sanığın eylemini sınıfta gerçekleştirmiş olması karşısında, aleniyet unsurunun olayda gerçekleşmediği gözetilmeden, anılan Kanun maddesinin uygulanması,
b. (a) nolu bozma sebebine uyulması durumunda; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5217 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde “basit yargılama usulü” düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönden hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.