Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/10436 E. 2023/19018 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10436
KARAR NO : 2023/19018
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla;
1. Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin bir ve üçüncü fıkraları, 43, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2. Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin bir ve üçüncü fıkraları, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’ın Temyiz Sebepleri
Kararın usul ve Yasa’ya aykırı olduğu, atılı suçlamayı kabul etmediği, suç işleme kastının olmadığı, alkolün etkisiyle yaşananları hatırlamasa da suç işlemek için bir sebebinin bulunmadığı, verilen cezanın ağır olduğu, izah edilen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle kararın lehine bozulması gerektiğine vesaire,
B. Sanık …’in Temyiz Sebepleri
Kararın usul ve Yasaya aykırı olduğu, atılı suçlamayı kabul etmediği, suç işleme kastının olmadığı, alkolün etkisiyle yaşananları hatırlamasa da suç işlemek için bir sebebinin bulunmadığı, verilen cezanın ağır olduğu, kolluk görevlileri tarafından darp edildiği halde raporunun alınmadığı, izah edilen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle kararın lehine bozulması gerektiğine vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde bir kadının 156 Jandarma İmdat hattını arayarak T. U. isimli şahsın evinin yakınında şiddet gördüğünü ve kendisinin kaçtığını ihbar etmesi üzerine Jandarma görevlisi olan mağdur ve katılanların söz konusu yere gittiklerinde, sanıklar … ve …’i alkollü vaziyette gördükleri, kadının kendisini sanık …’in darp ettiğini söylemesi üzerine sanığın karakola davet edildiği, ancak sanığın gelmeyerek kendisini yerden yere attığı, katılan … Y.’nin üniformasından tutup boynunu çizerek yaraladığı ve ayrıca tehditlerde bulunduğu, kelepçe takıldığı sırada diğer sanık …’ın mağdur ve katılanlara hitaben ”Sizi bu köyde barındırmayacağım, siz öldünüz.” ve yine sanıkların beraber doğrudan isim belirtmeksizin mağdur ve katılanlara hitaben ”Siz göreceksiniz, sizleri sileceğiz, …’de barındırmayacağız.” şeklindeki sözlerle tehditte bulundukları, arbede esnasında sanık …’in kelepçe takmaya çalışan katılan … Ç.’nin suratına vurarak yaraladığı ve bu suretle sanıkların birlikte cebir ve tehdit kullanmak suretiyle görevi yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri iddia ve kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Sanıkların savunmaları, jandarma görevlisi mağdur ve katılanların istikrarlı beyanları, adli muayene raporları, ihbar ve olay tutanakları, olayın meydana geliş şekli ile tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; sanıkların atılı suçu işlediğine ve mahkûmiyetlerine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Yerel Mahkemenin kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen ”Sanıkların eylemlerini birden fazla görevliye karşı gerçekleştirmeleri dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hüküm fıkralarında, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması” dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanıkların temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hüküm fıkralarındaki ”5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası” ibarelerinin çıkartılıp yerine ”5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası” ibaresinin eklenmesi suretiyle HÜKÜMLERİN, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.