YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10672
KARAR NO : 2023/19116
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1364 E., 2015/1447 K.
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanık … hakkında hakaret, sanık … hakkında kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile,
1. Sanık … hakkında hakaret suçundan, atılı suçu işlediği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, ile anılan Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan sanığın temyiz isteğinin,
1. Sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik, atılı suçun işlendiğinin sabit olmasına karşın beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Hakkında kasten yaralama suçundan verilen hükme yönelik ise karşı tarafın haksız tahriki sonucu olayların meydana gelmesine rağmen lehine hiçbir hükmün uygulanmadığına, verilen cezanın çok yüksek olduğuna,
Ve resen görülecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in, otoban … Mola Tesislerinde güvenlik görevlisi olarak görev yaptığı, katılan sanık …’nun tırını tesise park etmesi üzerine taraflar arasında çıkan tartışmada katılan sanığın sopayla …’e vurduğu, sanık …’in ise katılan sanığa “Senin avradını, sinkaf edeceğim, bir yere gitme.” diyerek hakaret ettiği iddiasıyla, sanık … hakkında hakaret, sanık … hakkında ise kasten yaralama suçlarından açılan davada, sanık …’ın hakaret suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine, … Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün güvenlik görevlisinin gerekli eğitimi aldığına ve sertifikasının bulunduğuna dair yazısı, tanık H.S.’nin soruşturma aşamasındaki beyanlarına ve dosyada mevcut adli muayene raporu içeriğine göre sanık …’nun yaralama suçunu işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2. Sanık … atılı suçlamayı kabul etmemiş sanık … ise tevil yollu ikrar etmiştir.
3. Katılanların aşamalardaki beyanları uyumludur.
4. 27.09.2014 tarihli olay tutanağı, … Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün 18.02.2015 tarihli yazısı ile adli muayene raporu ve tanık H.S.’nin soruşturma aşamasında alınan beyanı dosya içinde mevcuttur
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın atılı suçlamayı kabul etmemesi, tanık H.S.’nin katılanın eşi olması nedeniyle beyanlarının hükme esas alınmaması ve tüm dosya kapsamıyla, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle verilen beraat kararına ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık … Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hükme İlişkin
1. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Tüm dosya kapsamına, tanık H.S.’nin soruşturma aşamasındaki beyanı ve adli mauyene rapor içeriğine göre ve … Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün 18.02.2015 tarihli yazısına göre sanığın eyleminin sabit olduğuna ilişkin Mahkemenin takdirinde, sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığından ve suç tarihi itibariyle sabıkasında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yeniden verilmesine engel olduğu anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına dair Yerel Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a) Sanığın güvenlik görevlisi olan katılana görevine engel olmak amacıyla vurması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kamu görevlisine karşı kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
b) Kabule göre de,
i) Kasten yaralama eylemini katılanın yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle ve silahtan sayılan sopa ile gerçekleştirdiği olayda, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile (e) maddeleri kapsamında birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temel cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşılmış ise de sanık hakkında, tayin olunan ceza üzerinden gerçekleşen nitelikli hal nedeniyle artırım yapılırken uygulama maddesi olarak sadece 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi gösterilip (e) bendinin gösterilmemesi,
ii) 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanuna 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Mahkemenin kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B-2) bendinde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık …’nun temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasının gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.