Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/10792 E. 2023/18459 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10792
KARAR NO : 2023/18459
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesi uyarınca erteli 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, bir yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteğinin, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
2. Katılan vekilinin temyiz isteğinin, duruşmaya gelmeyen sanık hakkında duruşmadaki tutum ve davranışlarından dolayı 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmaması gerektiğine, pişmanlığını belirtmemesi karşısında cezanın ertelenmesine karar verilemeyeceğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, tanık olarak dinlenildiği duruşmada katılana yönelik “…’ın … şeker fabrikasından uzaklaştırılma sebebi kadın kız ticareti yapmasıdır. Zengin iş adamlarına şantaj kayıtları çekmiş ve bu nedenle uzaklaştırılmıştır.” şeklindeki sözlerle hakaret ettiği Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 128 inci maddesinde düzenlenen ve Anayasa’nın 36 ncı maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” de söz konusu olamayacaktır.
Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; iddia ve savunma hakkının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmelerin, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakaret ve hatta iftira suçu oluşabilir.
İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnatların yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması lazımdır ancak, uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır. Uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez.
İncelenen somut olayda; sanığın tanık olarak dinlenildiği duruşmada kendisine yönelen isnatları açıklarken katılana yönelik kullandığı ifadelerin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun’un 128 inci maddesi kapsamında “iddia ve savunma dokunulmazlığı” sınırları içinde kaldığı gözetilmeden, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
2. Kabule göre de;
a) Hakaret suçunun açık oturum olarak yapılan duruşma sırasında işlendiğinin kabulü karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması,
b) Suç tarihi itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel adli sicil kaydı bulunmayan sanığın, “duruşma tutanaklarına yansımış olumsuz bir halinin olmaması sebebi ile de sanığın pişmanlık duyduğu, cezasının ertelenmesi halinde tekrar suç işlemekten kaçınacağı” kanaatiyle hapis cezasının ertelenmesine rağmen, suç tarihinin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasndaki değişiklikten önce olması karşısında “sanık hakkında daha önce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğundan…” biçimindeki kanuni olmayan ve yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.