YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11017
KARAR NO : 2023/18517
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarında düzenlenen hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığın, katılanın hem yüzüne karşı hem de gıyabında hakaret eyleminde bulunduğu, iddianamede ise yalnızca gıyapta hakaret eyleminin anlatıldığı, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre Mahkemenin, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmayla bağlı olmadığının belirtildiği, bu sebeple iddianamede yalnızca gıyapta hakaret eylemi anlatılsa dahi sanığın fiilinin yüz yüze hakaret eylemini de içermesi sebebiyle bu suçtan ceza verilebileceği, bu hususun katılanın 11.05.2015 tarihli şikâyet dilekçesi içeriği ve sanığın 27.05.2015 tarihli savunmasıyla sabit olduğuna vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihlerinde sanığın, katılanın gıyabında tanıklar M. C. A. ve P. T. isimli şahıslara, katılanın … isimli bir şahıs ile dost hayatı yaşadığını, buna karşılık … isimli şahsın katılan ve çocuklarına karşılıksız bazı şeyler satın aldığını söylediği, bu şekilde katılanın onur, şeref ve haysiyetini zedeleyici nitelikte sözler sarf ettiği iddia edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz” ve aynı Kanun’un 213 üncü maddesinde yer alan “Aralarında çelişki bulunması halinde; sanığın, hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir.” şeklindeki yasal düzenlemelere göre; sanığın önceki ifadesinin duruşmada okunmasının ilk koşulunun iki ifade arasında çelişki bulunması, ikinci koşulun ise sanığın önceki ifadesinin; hakim, mahkeme ya da Cumhuriyet savcısı tarafından alınması veya kollukta alındığı taktirde ise ifadeye müdafiinin katılması olduğu, somut olayda her ne kadar sanık kolluk beyanında katılanın yüzüne karşı da bir takım uyarılarda bulunduğunu beyan etmiş ise de bu ifadenin müdafii huzurunda alınmadığı, duruşmada da bu ifadenin doğrulanmadığı, bu nedenle sanığın kolluk ifadesinin duruşmada okunamayacağı ve hükme esas alınamayacağı, üstelik, sanığın kolluktaki beyanının iddianame anlatımındaki suça konu eyleme yönelik doğrudan ikrar niteliğinde de değerlendirilemeyeceği, katılanın Cumhuriyet başsavcılığı ve Mahkemedeki beyanlarında ise sanığın suça konu sözleri bizzat kendisine söylediğinden hiç bahsetmediği ve eylemi çevresinden öğrendiğini belirtmesi karşısında, Mahkemenin, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinde öngörülen üç kişiyle ihtilat unsurunun sağlanmadığı, bu sebeple sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği şeklindeki takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.05.2023 tarihinde karar verildi.