Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/11220 E. 2023/19279 K. 01.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11220
KARAR NO : 2023/19279
KARAR TARİHİ : 01.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/535 E., 2015/1021 K.
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında; görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 ncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve suçta kullanılan bıçağın müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, verilen hapis cezasını hak etmediğine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdurun, asayiş şube müdürlüğü yankesicilik ve dolandırıcılık büro amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı, çeşitli suçlardan aranan ve genellikle ticari taksi sürücülerinin cep telefonlarını güveni kötüye kullanmak sureti ile çalma suçunun firarisi olan sanığın yakalanması için 21 .. … ve 21 .. …. plakalı araçların sahiplerinin rızası dahilinde polislere tahsis edildiği, olay tarihinde mağdur polis memurunun kullanımında olan 21 .. …. plakalı araç ile alış veriş merkezi önünde beklerken sanığın kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahıs ile bu taksiye bindiği ve seyir halinde iken sanığın cep telefonu görüşmesi yapmak üzere mağdurdan cep telefonunu istediği ancak mağdurun telefonunu vermediği, daha sonra sanığın mağdurun polis olduğunu anlaması üzerine aracın sağ arka kapısını açarak araçtan atlayarak kaçmaya başladığı, mağdur ile sanık arasında kovalamacanın başladığı, sanığın kovalamaca sonucunda yakalanması üzerine mağdura bıçak çekerek direndiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı görevli memura direnme suçunu işlediğinin, mağdur ve tanık V.D.’nin beyanları, olay tutanağı, dosyada mevcut diğer tutanak ve belgelerle sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Olay ve Olgular başlıklı bölümde belirtilen deliller ile mahkemenin oluşa dair kabulü karşısında, sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın görevi yaptırmamak için direnme eylemini bıçak kullanarak gerçekleştirmesine karşın 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmamış ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından “TCK’nın 53/1-b maddesinin uygulanmasına” ilişkin kısım çıkartılması suretiyle HÜKMÜN, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.06.2023 tarihinde karar verildi.