Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/11431 E. 2023/19393 K. 05.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11431
KARAR NO : 2023/19393
KARAR TARİHİ : 05.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/710 E., 2016/163 K.
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayalı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin Kararı ile Sanık Hakkında
1. Tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatına,
2. Hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 62 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezasının ertelenmesine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, tehdit suçunun sübut bulduğuna, hakaret suçundan erteleme koşullarının oluşmadığına, lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve resen tespit edilecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın boğaz ağrısı ve halsizlik şikayeti ile acil servise başvurduğu, doktor olan katılandan şekerinin ölçülmesini talep ettiği, katılan “Şeker oranının yüksek olduğuna dair bir bulgunun olmadığını.” söylediğinde sanığın katılana yönelik hakaret ve tehdit ettiği iddiası ile açılan davada tanık beyanı ile doğrulanan hakaret eylemi nedeniyle cezalandırılmasına, ispatlanamayan tehdit suçundan ise beraatına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tehdit Suçu Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Hakaret Suçu Yönünden,
Tüm dosya kapsamı, katılanın aşamalardaki beyanı, dinlenen tanık E.T.’nin sanığın hakaret ettiğini duyduğuna yönelik beyanı, sanığın adli sicil kaydı dikkate alındığında katılan vekilinin başkaca temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin söz konusu olabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekir. Somut olayda; eylemin işlendiği kabul edilen yerin niteliği tespit edilerek, buna göre aleniyet unsurunun oluşup oluşmayacağı tartışılmadan yetersiz gerekçeyle anılan Kanun maddesinin uygulanması,
2.Sanığın mahkûmiyetine karar verilmesine rağmen kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücreti tayin olunması gerektiğinin gözetilmemesi,
3.Tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmaması,
4.Aleniyetin oluşmadığının kabulü halinde;
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünen,
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2023 tarihinde karar verildi.