Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/11601 E. 2023/20706 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11601
KARAR NO : 2023/20706
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/879 E. 2016/66 K.
SUÇ : Kötü muamele
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 232 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kötü muamele suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteminin, kararın haksız, hukuki dayanaktan yoksun, usul ve yasaya aykırı olduğu, delil ve ifadelerin yeterince araştırılmaksızın karar verildiği, tanıklar Ş.S. ve O.C.’ nin beyanlarıyla suçun sabit olduğu, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şüpheli …’nun sorumlu müdür, …’ın kurucusu olduğu ve şüpheli …’un hemşire olarak çalıştığı Özel Yaşlı Bakım ve Huzurevinde kalan şahısların bakıcılar tarafından aç bırakıldıkları,kötü muameleye maruz kaldıkları ihbarını alarak yaptıkları incelemede şüphelilerin ihmalleri tespit edilerek huzurevinin kapatıldığından bahis ile suç duyurusunda bulundukları, başlatılan soruşturmada mağdurların alınan ifadelerinde uzun süredir bu bakımevinde kaldıklarını, iddiaların doğru olmadığını, aç bırakılmadıklarını ve kendilerine kötü davranılmadığını, akli melekelerini yitiren bazı yaşlıların bağırdığını beyan ettikleri ve başkaca delil bulunmadığından Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiği ancak takipsizlik kararına itiraz edildiği, huzurevinin bulunduğu sokak sakinlerinin müşterek imzalı dilekçe vererek şikayetlerini belirttikleri dilekçe içeriğinde, bu dilekçede imzası olan şahıslardan O.C.,S.B. ve Ş.Ş.’in huzurevindeki yaşlılara kötü davranıldığına bizzat şahit olduklarını belirtir beyanları ve yapılan soruşturma sonunda İzmir Valiliği Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nün 13.06.2014 tarihli raporunda “Yaşlıların beslenmesi ve sağlık konularına gereken özenin gösterilmemesi, yaşlıların sağlık ve temizlik açısından ekonomik, sosyal ve psikolojik yönden ihmal ve istismar edilmesi” gibi durumların tespit edilerek huzurevinin süresiz olarak kapatılmış olması dikkate alındığında, yükletilen suçu işlediği iddiasıyla açılan davada suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığının kabulü ile sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Tebliğnamedeki Görüş Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 232 nci maddesi; yaralama, tehdit ve sövme gibi Kanun’un başka maddelerinde açıkça suç olarak düzenlenmiş eylemler dışında kalan ve failin aynı konutta birlikte yaşadığı kişilere karşı gerçekleştirdiği mağdura bedenen veya ruhen zarar veren eylemleri kötü muamele suçu olarak düzenleyip yaptırıma bağlamaktadır.
Hangi eylemlerin “kötü muamele” niteliğinde sayılacağı maddede açıklanmamış, yasa koyucu bu kavramı madde gerekçesinde “Her türlü kötü muamele suçun oluşmasını olanaklı kılmaz kötü muamelenin merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak nitelikte bulunması gereklidir.” şeklinde tanımlamıştır. Merhamet ve sevgi duyguları ile bağdaşmayan, mağdura bedenen veya ruhen zarar veren eylemlerin kötü muamele olarak kabulü gerekir, sanık …’nun suça konu eylemleri yönünden kötü muamele suçunun unsurları oluşmadığı anlaşıldığından, Tebliğname’de bu hususta bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Nedenleri Yönünden,
Dosya kapsamı, sanıkların savunması,tanıkların beyanı, 13.06.2014 tarihli raporda sanıkların suça konu eylemlerinden bahsedilmemesi ile suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından sanıklar hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
C. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden,
Sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.07.2023 tarihinde karar verildi.