YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11894
KARAR NO : 2023/19422
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/23 E., 2015/864 K.
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel mahkeme kararı ile sanık hakkında;
1. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
2. Kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteğinin, mağdurun bir grup tarafından yaralandığı, sanığın yaraladığının kesin olarak tespit edilemediği, taraflı tanık beyanına itibar edilemeyeceği, tanık beyanlarının çelişkili olduğu, hangi hakaret sözünü söylediğini hatırlamadığını beyan ettiği, varsayıma dayalı karar verilemeyeceği, yaraladığı kabul edilse bile haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği, suçun aleni olmayan durak kulübesinin içinde işlendiği, lehe hükümlerin uygulanması gerektiği, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükümlerin bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, toplu taşıma ve aktarma merkezinde değnekçi tabir edilen pozisyonda çalıştığı ve durağa gelen toplu taşıma araçlarının sıralarını ayarlayıp düzenlediği, katılanın da halk otobüsünde şoför olarak çalıştığı, suç tarihinde katılanın kullanmış olduğu otobüs ile çalıştığı sırada aynı taşıma hattı üzerinde kendilerinden sonra yolcu alması gereken başka bir otobüsün kendilerinin önüne geçip yolcu alması nedeniyle bu durumu telefonla sanığa bildirdiği, akabinde katılan ve tanık İ.T. ile birlikte durağa geldikleri, sanığın burada katılana “Yavşak yavşak konuşma.” diyerek hakaret ettiği, temyiz dışı sanıklar …. ve ….’nin kavga olduğunu zannederek gelip katılana vurmaya başladıkları, bunun üzerine sanığın da katılana vurduğu, eylemlerin sanık savunması, katılan beyanı, tanık anlatımları, tutanaklar, adli rapor ve tüm dosya kapsamı karşısında sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık savunması, katılan beyanı, tanık anlatımı ve doktor raporu karşısında sanığın atılı suçları işlediği, haksız tahrik hükümlerinin ve lehe hükümlerin uygulanmaması hususunda Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından sanık müdafiinin bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1. 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır hükmü yer almaktadır. Aleniyet hakaret eyleminin herkesin duyabileceği, görebileceği ve sayısı belli olmayan birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olması anlamına gelmektedir. Aleniyet nedeniyle artırım yapılmasının amaçlarından biri mağdurun onur ve şöhretinin, fiili başkalarının duyması veya duymasına açık olması nedeniyle daha fazla zarar görmesi diğeri ise hukuka aykırılık teşkil eden fiilin bizatihi aleni olarak icra edilmesidir. Aleniyetin varlığı için, çok sayıda insanın hakareti öğrenmesinin olanaklı olması yeterlidir; söylenenlerin fiilen duyulması şart değildir.
Somut olayda, suçun otobüs merkezi toplanma alanı olan duraktaki kulübenin içinde mi dışında mı işlendiği araştırılmadan ve kulübenin içinde olduğunun belirlenmesi halinde bu yerin aleni bir yer olup olmadığı tespit edilmeden 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması,
2. Bozma ilamının (1) bendindeki bozma nedenine uyulup sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması halinde ise;
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan hükme bağlanmış ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla basit yargılama usulü yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek
iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönüyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.