YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11919
KARAR NO : 2023/19421
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/870 E., 2016/33 K.
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 50 nci maddesi uyarınca hükmolunan 7 ay 15 gün hapis cezasının bir yıl süre ile alkol almaktan yasaklanması seçenek yaptırımına çevrilmesine karar verilmiştir
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin; sanığın eylemini silahla gerçekleştirmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince cezalandırılmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı olduğundan hükmün bozulması gerektiğine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde elinde tüfek bulunan sanığın, şehir içinde dolaştığının görevli memurlar tarafından fark edilmesi üzerine müdahele edildiği, mağdur polis memurlarının sanığa durmasını söyledikleri, sanığın elinde tüfeği ile kaçmaya başladığı, bunun üzerine mağdurların sanığı bir süre takip ettikleri ve “Dur!” ihtarında bulundukları, sanığın teslim olmayarak mağdurlara “Üzerime gelmeyin.” diye bağırdığı ve elindeki tüfekle havaya bir el ateş ettiği, eylemin sanık savunması, mağdurların beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
O yer Cumhuriyet savcısının bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1. Sanığın görevi yaptırmamak için direnme eylemini silahla gerçekleştirmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması,
2. Sanığın, 13.01.2016 tarihli duruşmadaki lehe hükümlerin uygulanması talebinin, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinde düzenlenen ertelemeyi de kapsadığı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu hususta kanuni dayanakları da gösterilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
3. 5237 sayılı Kanun’un “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, “Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlemesindeki özelliklere göre; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya, çevrilebilir.” hükmüne yer verilmiş olup, anılan maddedeki, “belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklama” seçenek tedbirinin içeriğinin, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliğinin 38 inci maddesinde belirli yerler ve etkinlikler; sanık veya hükümlünün suç işlemesinde, suça yönelmesinde ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde veya bağımlılık yapan maddeleri kullanmasında; çevresel, psikolojik, sosyal ve ekonomik etkisi bulunan ya da sanık veya hükümlünün yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri tetikleyecek yerler veya etkinlikler” şeklinde açıklandığı nazara alınarak, sanığa tayin edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza seçenek tedbire çevrilirken, kanun koyucunun amacına uygun, infazı olanaklı ve denetime elverişli bir seçenek tedbire hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, “1 yıl süreyle alkol almaktan yasaklanma seçenek tedbirine çevrilmesine,” biçiminde, içeriği anılan Kanun ve Yönetmelik kapsamına aykırı seçenek tedbire hükmolunması ve yine 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde “mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma” tedbirinde geçen “bir katına” ibaresinin ceza miktarı kadar süre olarak anlaşılması gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak, seçenek tedbirin süresinin hükmolunan cezadan daha fazla belirlenmesi,
Nedeniyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.