YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12091
KARAR NO : 2023/20065
KARAR TARİHİ : 19.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/35 E., 2016/64 K.
SUÇLAR : Fuhuş, insan ticareti, rüşvet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, sanık ve müdafiinin, koşulları bulunmayan duruşma taleplerinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile sanık hakkında insan ticareti suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 80 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, fuhuş suçundan; 5237 sayılı Kanun’un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 52 nci, ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile 3 kez ayrı ayrı cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, rüşvet suçundan ise; 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve kazanç müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin; sanığın insan ticareti suçunu işlediğine dair delil olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, mağdurların olaydan sonra verdikleri yazılı beyanlar da dikkate alındığında suçun gerçekleşmediğinin anlaşıldığına ve kararın bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
2. Sanığın temyiz isteğinin; dosyadaki tek delilin mağdurun ifadesi olduğundan hüküm kurmaya yeterli olmadığına, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, tanık G. İ.’nin kendisi tarafından mağdura “Eşyalarını al da git defol git.” dediğini beyan ettiğine, bu durumun çelişki olduğuna, kendisine ait bilgisayar kayıtları incelenmiş olsaydı suçsuz olduğunun ortaya çıkacağına, suçun oluşması için mağdurun karşı koyamayacağı, üstesinden gelemeyeceği bir çaresizlik ve baskı ortamının bulunması gerektiğine, söylediği iddia edilen sözlerin mağdurun ülkeyi terk imkanının olduğu şeklinde tevili ikrar olduğuna, aynı fiil için 5237 sayılı Kanun’un 80 ve 227 nci maddelerinin uygulanmasının çifte cezalandırma anlamına geldiğine, mağdurlardan birinin fuhuş eylemini kabul etmediğine, diğerinin ise kendisine çalıştığını beyan ettiğine, bu kişilerin dosyanın müştekisi olmadıklarına, bu tür suçlarda suç yerinin ve suç tarihinin belirtilmesinin zorunlu olduğuna, rüşvet suçu yönünden 5.000 TL teklif ettiğinin iddia edilmesi karşısında üzerinden 3.500 TL ve 800 Euro para çıktığına, delillerin uyuşmadığına, paranın sehpa üzerinde olduğundan polislerin kendileri aldığına ve olayın paniğiyle kalan parayı da kendisinin verdiğine, görgü tanıklarının dinlenilmesi gerektiğine, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına, olayda 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü ve 227 nci maddelerinin unsurlarının bulunmadığına, polis ifadelerinden olayın düzmece olduğunun anlaşılacağına, kararın bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
3. Sanık müdafiinin temyiz isteğinin; yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğuna, mağdur ve şikâyetçilerin dinlenilmediğine, ara kararın yerine getirilmediğine, İ.G.’nin karakodaki beyanının kendisine okutulmadan ve Türkçe bilmediğini söylemelerine rağmen imzalattırıldığına, ifadeyi alan H.G.’nin imzası bulunmasına rağmen müdafii olarak hazır bulundukları ve imza attıkları ifade tutanağında H.G.’nin ifadede bulunmadığına ve imzasının da bulunmadığına, ifadeyi H.V.’nin aldığına ve fezlekenin usulsüz olduğuna, dosyada sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair delil bulunmadığına, mağdur beyanlarının karakolda alındığına ve mahkûmiyet hükmü kurmaya yeterli olmayacağına, mağdur gözüken kadınlardan iki tanesinin misafir olduğuna, tartışma üzerine iftiraya maruz kaldığına, mağdurların sanıkla yüzleştirilmesi gerektiğine, emniyet zabıtlarının usulsüz olduğuna, hukuka aykırı hazırlanan tutanak ve beyanlarla hüküm kurulduğuna, sanığın paraların masanın üzerinde olması ve kapının açık kalacağı endişesiyle memurlara emanet olarak almasını istediğine, vermiş olduğu paraların tutanağın aksine 200 TL’lik değil 10-20-50 ve 100 TL şeklinde olduğuna, sanığın üzerine atılı suçlardan beraati gerektiğine ve resen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, Kırgızistan uyruklu mağdur … S.’yi 3.000 dolar karşılığında Sabiha Gökçen Hava Hudut kapısından Türkiye’ye getirterek pasaportuna ve tüm parasına el koymak suretiyle fuhuş yaptırdığı, mağdurlar … M. ve….’ye de fuhuş için yer temin ettiği, 27.12.2014 tarihinde ülkesine gitmek isteyen mağdur … S.’yi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı ve “Ülkene gidersen seni burada öldürürüm kimseler görmez.” dediği, mağdur … S.’nin evin penceresinden yardım istemesi üzerine kendisine yasal işlem yapan polis memurlarına da 5.000,00 TL uzatarak “Bu parayı alın ‘bunun’ yurtdışına gönderilmesini sağlayın, diğer kızları bana bırakın bu işi kapatalım.” dediği iddia ve kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
1. O yer Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yönünden; tutanaklar, adli tıp raporu, mağdur beyanları ve tüm dosya kapsamı ile suçların sübuta erdiğinin kabulüyle Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Sanığa yükletilen insan ticareti, fuhuş ve rüşvet eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında O yer Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.06.2023 tarihinde karar verildi.