YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12397
KARAR NO : 2023/20315
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/730 E., 2016/180 K.
SUÇLAR : Hakaret, kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararıyla;
1. Sanık … hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca da hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanık … hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca da hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’ün temyiz istemi, suç işleme kastının olmadığına, eksik inceleme ile verilen kararın bozulması talebine ilişkindir.
2. Sanık …’ının temyiz istemi, suç işlemediğine, bu nedenle kararın bzoulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Taraflar arasında alışverişten kaynaklanan anlaşmazlığın tartışmaya dönüşmesi üzerine … isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden yaptıkları konuşmada, sanık …’ün sinkaflı sözlerle hakaret ettiği, sanık …’nın ise, sanık … ve eşinin fotoğrafının üzerine “Mutlu bir gece için arayın, konuşalım.” şeklindeki bir ibare ile telefon numarası bulunan zarfı iş yerine gönderdiği, bu şekilde atılı suçların işlendiği, sanıkların savunmaları, şikâyetçi beyanları, yazışmalara ait çıktı ve fotoğraflar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanıkların savunmaları, şikâyetçi beyanları, suça konu yazışmaların bulunduğu … çıktıları ve fotoğraflar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan incelemede bozma sebepleri dışındaki temyiz sebepleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiş ve tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bu hususta bozma yapılamayacağı anlaşılmıştır.
Ancak;
1. Sanığın ele geçirdiği katılanlara ait üzerinde telefon numarası bulunan fotoğrafa dayanarak, dosya dışı üçüncü kişilerin sosyal medya üzerinden katılanlara yönelik mesaj göndermesi şeklinde gerçekleşen eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesinde yer alan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Sanık …’ün hakaret eylemlerini aynı olay bütünlüğü ve kısa zaman aralığı içinde, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirmiş olması nedeniyle, eylemlerin bir bütün halinde tek fiil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
3. İddianamede sanık …’nın kişilerin huzur ve sükununu bozma eylemini her iki şikâyetçiye yönelik gerçekleştirdiğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması talep edilmesine rağmen, Mahkemece eylemin kime yönelik gerçekleştirildiği belirtilmeksizin ve aynı şikâyetçiye yönelik farklı zamanlarda gerçekleştirildiği kabul edilen eylemin ise 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun “ısrar” öğesini oluşturacağı da gözetilmeden, suç adının hakaret olarak belirtilmesi ve aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle cezada artırım yapılması,
4. 5237 sayılı Kanun’da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, aynı Kanun’un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip anılan Kanun’un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mükerrir olmayan sanık … hakkında, seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden temel ceza olarak hapis cezasının tercih edilmesi,
5. Lehe hüküm talepleri bulunan sanık … hakkında seçimlik ceza öngören hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında, adli para cezası dışında bir seçenek yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı ile sanık … hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan hükmedilen hapis cezasının adli para cezası dahil seçenek tedbirlerden birine çevrilip çevrilmeyeceğinin tartışılmaması,
6. Tarafların aralarındaki alış veriş nedeniyle sosyal medya üzerinden yaptıkları yazışma içerikleri karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
7. Sanıklar hakkında verilen hükümlerde temel cezanın suçun işleniş şekli, meydana gelen sonuç, failin kastının yoğunluğu ve suç saiki gözetilerek alt sınırdan belirlenmesi karşısında, farklı gerekçe gösterilmeksizin 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde belirtilen orantılılık ilkesine uyulmadan aynı Kanun’un 43 üncü maddesinde düzenlenen arttırım oranının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
8. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 5271 saıylı Kanunun 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanuna 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanunun 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 7 ve 5271 sayılı Kanunun 251 vd. maddeleri gereğince yeniden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden, karar bu yönlerden hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.