Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/12671 E. 2021/22506 K. 23.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12671
KARAR NO : 2021/22506
KARAR TARİHİ : 23.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1) a-Hakaret ve kasten yaralama eylemlerinden kurulan kararda öngörülen cezaların nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükümlerin temyiz edilemez olduğu,
b-O Yer Cumhuriyet Savcısının, temyiz dilekçesini süresi içerisinde vermediği,
Anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca, tebliğnameye kısmen uygun olarak, sanıklar … ve … müdafisi ile O Yer Cumhuriyet Savcısının TEMYİZ İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2)-Tehdit suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a-Sanık … müdafisinin, temyiz dilekçesi ekinde sunduğu … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne ait 19/08/2014 tarihli raporda, adı geçen sanığın TCK’nın 32/2. maddesi kapsamında akıl zayıflığının olduğunun belirtilmesi karşısında, suç tarihi itibariyla, TCK’nın 32. maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış veya önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda yöntemince rapor alınarak, sonucuna göre sanık …’in hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğu,
b-… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, 2013/434 esas sayılı dava dosyası kapsamında yapılan keşif sırasında, davanın tarafları olan mağdurlar … ve …’ın bazı yerler için sahiplik iddiasında bulunmaları üzerine başlayan tartışmayla gelişen olayda, sanıkların mağdurları tehdit etmelerinde fikir ve eylem birliğinin ne şekilde ve hangi aşamada oluştuğu, ani gelişen olay kapsamında sarf edilen sözler niteliğinde bulunup bulunmadığı açıklanmadan, sanıklar hakkında TCK’nın 106/2-c maddesi uyarınca mahkumiyet hükümleri kurulması,

c-Sanıkların, mağdurların kendilerine hakaret ve tehdit sözleri sarf ettiklerini, kendilerini ittirip yaraladıklarını savunmaları, bir kısım tanıkların karşılıklı küfürleşme, yumruklaşma ve itekleşme iddialarını doğrulaması ve sanıkların alınan adli raporlarına göre, yaralandıklarının anlaşılması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişimi üzerinde durularak, sanıklar hakkında TCK’nın 29. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
d-Adli sicil kaydına göre geçmiş hükümlülüğü bulunmayan, suç tarihinde 65 yaşını doldurmuş olup, duruşmada lehe Kanun hükümlerinin uygulanmasını talep eden sanık … hakkında, TCK’nın 51/1. maddesinin ikinci cümlesine göre, bu yaştaki kimseler için 3 yıl veya daha az hapis cezalarının ertelenmesinin mümkün olduğu da dikkate alınarak, aynı Kanun maddesinin 1-b cümlesinde belirtilen “suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaat oluşup oluşmadığı” hususu değerlendirilmeden, “ceza miktarına göre” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle, hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
e-TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi’nin, 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.