YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13153
KARAR NO : 2023/19474
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/33 E. , 2016/102 K.
SUÇ : İmar kirliliğine neden olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) adresine yapılan tebliğde kullanılan adresin sanığın bilinen en son adresi olması nedeniyle öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şekilde kararın tebliği gerektiği gözetilmeden, doğrudan ikinci fıkrası uyarınca tebliğ yapılması usulsüz olduğundan, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği öğrenme üzerine yapılan temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.09.2013 tarihli ve 2012/71016 Esas, 2013/654 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle yapılan ihbar neticesinde İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2016/33 Esas, 2016/102 Karar sayılı ilamı ile açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasına ayrıca hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteminin özetle; müvekkilinin dava konusu yapıyı aldıktan sonra hiçbir değişiklik yapmadığı yalnızca çürüyen çatıyı güçlendirdiği, Belediye tarafından müvekkiline verilen idari para cezasının İdare Mahkemesince suç ve cezanın şahsiliği ilkesi gereği iptal edildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin Mahkemece dikkate alınmadığı, evrensel hukuk kuralları ve Türk Ceza Kanunu’na açıkça aykırı olarak mahkûmiyet kararı verildiği bu nedenlerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın 11.07.2012 tarihinde görevlilerce yapılan kontrolde ruhsatı olmaksızın bina yaptığından bahisle cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; sanığın kısmi savunması, tespit tutanakları, keşif ve bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamından, 1960’lı yıllarda yapılan binadaki mağaza olan bölümü 2006 yılında satın alan sanığın mağazasını daha güzel kullanabilmek için iki binayı birleştirmek suretiyle çelik konstrüksiyon kullanarak çatı ve asma kat yaptığı ve bu hali ile atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip denetim süresinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle hakkında yeniden yargılama yapılan sanığın yokluğunda hüküm kurulabilmesi için, sanığa, duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verilebileceği ihtarı bulunan duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılması gerektiği gözetilmeden, usulüne uygun tebligat olmaksızın sanığın yokluğunda hükmün açıklanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2. Sanığın söz konusu binayı 2006 yılında tutanak tarihindeki hali ile satın aldığına dair savunması ve keşif mahallinde dinlenen savunma tanığı R.Ç.’nin beyanında binalardan 6 katlı olanı 1991 yılında kendisinin yaptığını 2 katlı binayı ise 1965 yılında babasının yaptığını sanığın 2006 yılında burayı satın aldığını ve yalnızca çatıya ilişkin tamirat yaptığını belirtmesi karşısında; iddianameye konu olan inşaatın hangi tarihte yapıldığı hususunda tutanak düzenleyicileri ve taşınmaza komşu binalarda oturanların tanık olarak dinlenmeleri, hava fotoğrafları da temin edilip, mahallinde imalatdaki eskime, yıpranma, kabarma, dökülme ve korozyon durumları gibi yıpranma oranını da içeren teknik verilere göre rapor alınıp inşaatın yapım tarihinin tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle karar verilmesi,
3. İkinci bozma sebebi yönünden yapılacak değerlendirme sonucunda imar kirliliğine neden olduğunun anlaşılması halinde, hükümden sonra 18.05.2018 tarihine 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16 ncı maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.