Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/13287 E. 2023/22306 K. 10.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13287
KARAR NO : 2023/22306
KARAR TARİHİ : 10.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/76 E., 2016/97 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan, suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteminin herhangi bir temyiz sebebi içermeyen süre tutum dilekçesi ile gerçekleştirildiği, gerekçeli kararın yöntemince tebliği üzerine temyiz sebebi bildirilmediği görülmüştür.

III. OLAY VE OLGULAR
Ulusal bir gazetede köşe yazarlığı yapmakta olan sanığın; gazetenin 07.12.2014 ve 09.12.2014 tarihli nüshalarında ve aynı tarihte gazetenin internet sitesinde yayımlanan yazılarında katılana hakaret ettiğinden bahisle cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; sanığın köşe yazıları incelendiğinde 07.12.2014 tarihli yazısının bir polemik üzerine yazının yazıldığı, bu yazının eleştirisinin odağındaki kişinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 126 ncı maddesi uyarınca müdahil olduğu yolunda bir duraksama olmadığı, bu polemik yazısında müdahilin Y.B. isimli sanatçı hakkındaki davranışının eleştiri konusu edildiği ardından da bu davranışı nedeni ile müdahil asilin eleştirildiği, sanığın müdahili ”Dalaksız.” şeklinde eleştirdiği bu tanımlamasını da aslında kendisi tarafından evvelce bildirildiği bu hususta kaza süsü verdiğini iddia ettiği bir operasyonla dalağını aldırarak müdahilin askerlik hizmetinden muaf hale geldiğini kastettiği hem köşe yazısında hem de savunmasında anlattığı, gerek birinci yazıda gerek ikinci yazıda köşe yazarı sanık yine köşe yazarı müdahili eleştirmekte ve müdahilin daha önce yaptığı eleştirilerinde aynı tarzda yaralayıcı olduğundan dem vurduğu, her iki tarafında kamuoyunda okur kitlesi geniş ve çokça okunan yazarlar hatta televizyoncular olduğunun açık olduğu ve her iki tarafın da zaman zaman polemikler içerisinde yer aldığının zaten kabul gördüğü, öte yandan üslup meselesinde aynı zamanda fikir yaratıcıları durumundaki köşe yazarlarının birbirleri ile olan polemikleri ve geri bildirimlerinde olağan vatandaşa göre oldukça radikal düşünce ve üslupları sergilediğinin bir gerçeklik olduğu, AİHM’ in emsal kararlarında da yazıyı yazanın tarzı ile birlikte muhatabın bilinen tarzı ve olaya yaklaşımlarının da hukuka uygunlukta dengenin kurulması şeklinde bir kriter olduğunun görüldüğü, sanığın yazdığı yazıların kendi içinde bir bütünlük oluşturduğu, bu bütünlük içerisinde ayrıca seçkici bir yaklaşım ile sanığın yazıdan ayrılıp bağlamdan koparak doğrudan müdahile eleştirel söz söylediğinin söylenemeyeceği, bir polemiğin etrafında sanığın hem bu polemiği yorumladığı hem de karşı taraftaki müdahile yanıt verirken sert bir üslup kullandığı bu arada da olgusal temeli olduğu bildirilen ameliyatı ironik bir şekilde bu eleştiri yazısı içerisinde gündeme getirip eleştirdiği, AİHM’in emsal kararları da dikkate alındığında sanığın yazı içerisinde kullandığı ifadelerin olağan vatandaşa göre söyleyen ya da söylenen yönünden sert ve sınır aşıcı olduğu söylense de 5187 sayılı Yasa 3 üncü madde, AİHS 10 uncu madde, Anayasa 26 ncı ve 28 inci madde çerçevesinde ve emsal AİHM kararları bağlamında hukuka uygunluğun mevcut olayda var olduğu ve atılı suçun unsurlarının somut olayda oluşmadığı kabul edilerek sanığın beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “09.12.2014” yerine “08.12.2014” olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu belirlenmiştir.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanığın beraatine dair mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığından katılan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, beraat kararının dayanağını oluşturan uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci maddesinin (a) bendi uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.10.2023 tarihinde karar verildi.