YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14941
KARAR NO : 2023/23560
KARAR TARİHİ : 01.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/89 E., 2016/178 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, sanık savunması ve tanık beyanları doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sübut bulduğuna, 27.04.2015 tarihli duruşmada verilen ara karar ile sanığın 28.08.2014 tarihli olay sebebiyle ek savunmasının alınması taleplerinin reddine karar verildiğine, bu kararın hukuka aykırı olduğuna, sanığın 28.08.2014 tarihinde katılanın gıyabında hakaret ettiğine, bu hakaretin şikâyet dilekçesine konu edildiğine ancak olaya ilişkin tanıkların Mahkemece dinlenilmediğine, sanığın iki farklı tarihteki eylemleri sebebiyle sanığa 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması ihtimaline karşı ek savunma verilmediği gibi, iddianamenin iadesi veya suç duyurusu yoluna da gidilmediğine, iddianameye konu sözlerin eleştiri olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğuna, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları uyarınca bir sözün hakaret niteliğinde olup olmadığının muhatabın statüsü ve toplumdaki yeri gibi hususlar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğine, sanığın hastasını kaybetme korku ve kaygısı altında bulunduğuna dair savunmasının gerçek dışı olduğuna, bu hususun tanık beyanlarıyla sabit olduğuna, her ne kadar katılan sanığın kendisine “Terbiyesiz” dediğini hatırlayamadığını beyan etmiş ise de tanık anlatımlarında sanığın anılan sözü de söylediğinin sübut bulduğuna vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanığın kalp ve damar cerrahı olarak katıldığı ameliyata önce lokal anestezi ile başladığı, devamında hastanın kanamasının ve ağrılarının olması nedeniyle genel anestezi uygulanmak suretiyle ameliyata devam edilmesinin uygun görüldüğü, bu nedenle sanığın hastası için anestezi uzmanına ihtiyaç duyduğu, anestezi uzmanlarının hepsinin başka bir hastaya CPR işlemi yapması nedeniyle daha sonra geleceklerinin teknisyen tarafından sanığa iletildiği, bu şekilde ameliyathane içerisinde yaklaşık yarım saat kadar beklendiği, sanığın ısrarlı çağrısı üzerine sanığın bulunduğu salona gelen katılana yönelik olarak sanığın “On kişi birden CPR mı yaparmış, beceriksiz kadın.” şeklinde sözler söylediği Mahkemece kabul edilmiş, her ne kadar iddianamede sanığın katılana ayrıca “Terbiyesiz” dediği ileri sürülmüş ise de bu husus Mahkemece sabit görülmemiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda, sanığın sarf ettiği iddia ve kabul edilen sözlerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla; Mahkemenin sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. 05.02.2015 tarihli ve 2015/384 Esas sayılı iddianame ile sanığın katılana yönelik 15.08.2014 tarihli eyleminin dava konusu yapıldığı, temyiz dilekçesine konu olan 28.08.2014 tarihli eyleme ilişkin bir anlatımın bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iddianamede gösterilen ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu belirlenmekle Mahkemenin 27.04.2015 tarihli ara kararında bir isabetsizlik görülmeyerek katılan vekilinin bu yöndeki temyiz sebeplerinin reddi gerekmiştir.
B. Sair Sebepler Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.