YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15085
KARAR NO : 2023/22346
KARAR TARİHİ : 10.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/853 E., 2015/786 K.
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.04.2009 tarih, 2008/192 Esas, 2009/250 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında,
a.Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca verilen 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b.Hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mahkeme kararı ile sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükümler denetim süresi içinde suç işlediğinden bahisle aynen açıklanmıştır.
3. Tebliğname’de hükümlerin onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; olay yerinde bulunan tanıklar dinlenmeden şikâyetçi beyanları esas alınarak hüküm kurulduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile ters istikamette seyrettiği, katılan polis memurlarınca ikaz edildiği, bir süre sonra durdurulduğu bunun üzerine “Ben adamın a… sinkaf ederim, bak polis nasıl sinkaf edilir, gör de, gör, ben de buradayım, sen de buradasın, seninle görüşürüz, zamanla görürsün yapacağımı, sizi çok iyi tanıyorum, biliyorum, ananızı, avradınızı sinkaf ederim” diyerek hakaret ettiği, akabinde cezai işlemin uygulanmasını engellemek amacıyla saldırarak katılan … O.’yu basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanabilmesi için usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir kararın bulunmasının gerektiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik gerekçeli kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesi uyarınca bilinen en son adrese tebliğ edilmesi gerekirken, sanığın duruşmada bildirdiği en son adresinden farklı olan adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de işlemeye başlamayacağının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli 2017/8-952 Esas ve 2018/403 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin sanığın sorgusunun olduğu,
2. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası ve 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 07.01.2009 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten itibaren 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.10.2023 tarihinde karar verildi.