YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15327
KARAR NO : 2023/22394
KARAR TARİHİ : 11.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/82 E., 2016/338 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yerel Mahkemenin 09.05.2012 tarih ve 2011/1285 Esas, 2012/621 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkındaki hüküm açıklanarak; hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın taksitlendirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin, temyiz sebeplerine yer vermediği 19.04.2016 tarihli süre tutum dilekçesiyle kararın bozulmasını ve gerekçeli kararın tebliğini talep ettiği, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğine rağmen ek temyiz dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Avukat olan katılanın haciz işlemi için suç tarihinde sanığın ikametgahına gittiği, sanığın burada katılana görevinden dolayı “Pislik, Allah belanı versin.” şekline sözler söyleyerek hakaret suçunu işlediği iddia ve Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak ;
1. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılana söylediği iddia ve kabul olunan “Pislik, Allah belanı versin” şeklindeki sözün katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba, nezaket dışı hitap ve beddua arzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı, bu nedenle sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (a) fıkrası uyarınca beraat hükmü kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Kabule göre de;
a. Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrasına aykırı davranılması,
b. Adli para cezası tayin edilirken, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca temel cezanın gün üzerinden belirlenmesi, artırım ve indirimlerin de bu miktar üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeyerek sanık hakkında eksik ceza tayini,
c. Hakaret suçu yönünden 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi ve dosya kapsamında eylemin evin bahçesinde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, suç yerinin aleni bir yer olup olmadığı tespit edilerek anılan Kanun maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
d. 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde “Basit Yargılama Usulü” düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle, hüküm hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.10.2023 tarihinde karar verildi.