Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/15521 E. 2023/22851 K. 19.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15521
KARAR NO : 2023/22851
KARAR TARİHİ : 19.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/1696 E., 2016/441 K.
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci, 52 nci maddeleri gereği 3.150,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
2. Sanık hakkında hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan vekilinin temyiz isteği, hakaret suçundan sanığın cezalandırılması gerektiğine, kasten yaralama suçundan ise lehe hükümlerin uygulanmasının usûl ve yasaya aykırı olduğuna, Aile Mahkemesi dosyasındaki tanık beyanları ile de olayların doğru olduğuna, sanığın ablası olan tanık N.K.’nın beyanlarının sanık beyanı ile uyuşmadığına, adli para cezasının caydırıcı olmadığına, vesaire ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın hastalığı nedeniyle %73 engelli olduğu, kol ve ayaklarını kullanabilmesi için fizik tedavi sürecinden geçtiğine, bu nedenle atılı suçu işlemediğine, adli tıptan rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğine, tanık N.K.’nın olay tarihinde şehir dışında olduğuna, asıl şiddete uğrayanın müvekkili olduğuna, tehdit suçundan kamu davası açıldığına, usûl ve yasaya aykırı eksik inceleme ile karar verildiğine, katılanın tanığının görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığına, katılanın beyanı ile çelişkili beyanda bulunduğuna, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şüphelinin suç tarihinde eşine ” Sen iyi bir anne değilsin sen kötü bir annesin senden nefret ediyorum senin yüzünden beyin tümörü oldum.” dediği, darp ederek hayati tehlike geçirmeyecek basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı iddiasıyla açılan davada sanığın atılı hakaret suçundan her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden “şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesi uyarınca bu suçtan beraatine ve kasten yaralama suçunu katılanın aşamalarda benzer olan ve doktor raporları ve fotoğraflarla doğrulanan anlatımları, doktor raporu ile sübut bulduğu, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
1.Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, tarafsız bir görgü tanığının bulunmaması ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında Yerel Mahkemenin kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Tüm dosya kapsamı, sanık savunması, katılanın beyanı, adli muayene raporu, fotoğraflar karşısında sanığın üzerine atılı kasten yaralama suçunu işlediğine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, sanık müdafii ile katılan vekilinin bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğundan karar hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
1.Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık hakkında Yerel Mahkemece hakaret suçundan verilen hükümde katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.10.2023 tarihinde karar verildi.