YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15912
KARAR NO : 2023/23059
KARAR TARİHİ : 24.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/420 E., 2016/39 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece; sanıklar hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi gereğince 7.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıkların temyiz istemlerinin özetle; mahkemece kovuşturma eksik yürütülerek karar verildiği, tanıkların dinlenilmesine rağmen beyanlarının dikkate alınmadığı, üst hadden hüküm kurulduğu, bir gün önceki yanlış teşhisin dikkate alınmadığı, şikâyetçinin hayal ürünü olan iddiaları ile hüküm kurulduğu bu nedenlerle hükümlerin bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şikâyetçinin kadın doğum polikliniğinde doktor olarak görev yaptığı, inceleme dışı sanık H.Y. ve sanık …’un şikâyetçinin odasına girmeye çalıştıkları, güvenlik görevlilerinin engellemeye çalışmasına rağmen sanık …’un kapıya tekme attığı ve şikâyetçiye hitaben ”O başındaki baş örtüden utan, çıkar onu.” şeklinde söz söylediği, sanık …’ın ise ”6 yıl üniversite okumuşsun ancak adam olamamışsın, insan olamamışsın.” dediği, şikâyetçinin durumu anlamaya çalışmak istemesi üzerine sanığın “Sen kadın olamamışsın, islamiyette bir kadın erkeğe bağıramaz, bana bağıramazsın.” diyerek bağırıp çağırmaya başladığı, bu hali ile kamu görevlisine hakaret suçunu işledikleri, sanıkların eylemlerini aleni yer olan hastane koridorunda gerçekleştirmesi sebebiyle aleniyet unsurunun gerçekleştiği, sanık …’un şikâyetçi doktorun odasının kapısına tekme atması eyleminin şikâyetçiyi küçük düşürme ve hakaret kastıyla yapıldığı, sanık …’ın şikâyetçiye karşı sarf ettiği ”6 yıl üniversite okumuşsun ancak adam olamamışsın, insan olamamışsın.” sözlerinin de aynı şekilde şikâyetçinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olduğundan bahisle sanıkların hakaret suçundan cezalandırılmaları talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; iddia, sanıkların savunmaları, tanık beyanları, kolluk tutanakları ve tüm dosya içeriği bir bütün olarak değerlendirilerek, şikâyetçinin Devlet Hastanesi Kadın Doğum Polikliniğinde görevli doktor olduğu, sanıkların olaydan bir gün önce hastaları ile şikâyetçinin ilgilenmediğini düşündükleri için sanık …’ın şikâyetçiye ”O başındaki baş örtüden utan, çıkar onu.” dediği, sanık …’ın ise hastane servisinde karşılaştığı şikâyetçiye ”6 yıl üniversite okumuşsun ancak adam olamamışsın, insan olamamışsın.” şeklinde sözler söyleyerek hakaret ettiği, sanıkların sözlerinin şikâyetçinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olduğu kabul edilerek sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanıkların şikâyetçiye yönelik söylediği iddia ve kabul edilen, “Olay ve Olgular.” bölümünde de belirtilen sözlerin, şikâyetçilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, nezaket dışı, kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
2. a) 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekmektedir. Somut olayda sözlerin hastane servisi ve polikliniğin hangi bölümünde söylendiği sanıklar yönünden ayrı ayrı tespit edilip, aleniyet unsurunun ne şekilde oluştuğu açıklanmadan yetersiz gerekçe ile sanıklar hakkında aleniyet hükümlerinin uygulanması,
b) Sanıkların, olaydan 1 gün önce sanık …’ın kızkardeşi ve aynı zamanda sanık …’ın 7 aylık hamile olan eşi tanık E.Y.’nin rahatsızlığı nedeni ile şikâyetçiye muayene olduğu, şikâyetçinin yeterince ilgilenmeyerek hastayı evine gönderdiği ancak tanığın ertesi gün acilen ameliyatla doğuma alındığı, şikâyetçinin ihmali nedeni ile bebek ve annenin hayati riskinin oluştuğuna dair savunmaları ve sanık …’ın hasta haklarına yaptığı başvuruya ilişkin sonuç birlikte değerlendirildiğinde; şikâyetçi hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen soruşturmanın akıbeti de araştırılarak olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Suçun aleni işlenmediğinin kabulü halinde, 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıkların temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.10.2023 tarihinde karar verildi.