Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/17981 E. 2021/12956 K. 13.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17981
KARAR NO : 2021/12956
KARAR TARİHİ : 13.04.2021

K A R A R

Suça sürüklenen çocuk … hakkında tehdit, hakaret, kasten yaralama, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme, suça sürüklenen çocuk … hakkında ise tehdit, hakaret, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından mahkumiyetlerine, sanık … hakkında ise kasten yaralama suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21/12/2015 tarih ve 2014/44 esas, 2015/411 karar sayılı hükümlerin, suça sürüklenen çocuklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 20/01/2021 tarih ve 2020/6632 esas, 2021/1511 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-Sanık …’a yükletilen kasten yaralama eyleminden kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm ile suça sürüklenen çocuk …’a yükletilen hakaret, mala zarar verme ve kasten yaralama ile suça sürüklenen çocuk …’ye yükletilen hakaret ve mala zarar verme eylemlerinden kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
1-Katılan … vekilinin 21/12/2015 tarihli süre tutum dilekçesinde sadece katılan suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz talebinde bulunduğu, daha sonra 06/01/2016 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinin (3.) maddesinde sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm yönünden de temyiz talebinde bulunduğu, bu durumda sanık … hakkında kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin yasal süreden sonra gerçekleştiği,
2-Suça sürüklenen çocuklara yükletilen hakaret, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarından dolayı kararda öngörülen cezaların nitelik ve niceliklerine göre, verildikleri tarih itibariyle hükümlerin temyiz edilemez olduğu,
Anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca katılan … vekili ile suça sürüklenen çocuklar … ve … müdafiilerinin, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
B-Suça sürüklenen çocuklar … ve …’ye yükletilen birden fazla kişi ile birlikte silahla tehdit ve konut dokunulmazlığını ihlal eylemlerinden kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelemesinde ise;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuklar … ve …’nin, eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 106/2-a,c, 116/1-4, 119/1-a,c, 31/3. maddeleri kapsamındaki birden fazla kişi ile birlikte silahla tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçları için 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 66/2 ve 67. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden inceleme tarihine kadar gerçekleştiğinin anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye aykırı olarak açıklanan nedenle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE, 20/01/2021 tarihinde oy birliğiyle” karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/03/2021 tarih ve 4 – 2016/16728 Temyiz sayılı yazısı ile, özetle;
“5237 sayılı TCK’nun 66. maddesinin 3. fıkrasında, zamanaşımının belirlenmesinde suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin de göz önünde bulundurulacağı belirtildiğinden, uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi açısından, Türk Ceza Kanunun 119. maddesindeki düzenlemenin suçun nitelikli halini mi, yoksa ağırlatıcı nedenini mi oluşturduğu hususunun öncelikle belirlenmesi gerekmektedir.
765 sayılı Kanunun sisteminde, suçun temel şekline göre cezanın arttırılmasını veya azaltılmasını gerektiren hususlara “ağırlaştırıcı sebepler” ve “hafifletici sebepler” denilmekte iken 5237 sayılı Kanunda, suçun temel şekline göre cezanın artırılmasını veya azaltılmasını gerektiren nedenler nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bunun sonucu olarak da nitelikli haller yalnızca daha ağır cezayı veya cezada artırımı gerektirmemekte, kanunda daha az cezayı gerektiren nitelikli haller de yer almaktadır. Nitekim bir şuça ilişkin olarak hem daha ağır hem de daha az ceza verilmesini gerektiren hallerin gerçekleştiği hallerde TCK’nun 61/4 maddesinde; “Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır” denilmek suretiyle, daha az cezayı gerektiren hallerin de nitelikli hal olarak kabul edildiği açıkça vurgulanmıştır.
SSÇ … ve …’ye yükletilen birden fazla kişi ile birlikte konut dokunulmazlığını ihlal eylemlerinde, atılı suça 5237 sayılı TCK’nun 116/1 maddesinde 6 Aydan 2 yıla kadar hapis cezası ön görülmekte olup bu suçun cebir şiddet ve tehdit veya gece vakti işlenmiş olması nedeniyle aynı kanunun 116/4 maddesi uyarınca hürriyeti bağlayıcı verilecek cezanın miktarı 1 yıldan 3 Yıla kadar hapis cezasını öngörmektedir. Bunun dışında suçun TCK 119/1-a maddesince silahla, 119/-c maddesince birden fazla kişiyle işlenmesi durumunda, verilecek ceza bir kat artırılır. Hükmü yer almaktadır.
Bu durumda, TCK’nun 66/1-d maddesi gereğince olağan zamanaşımının 15 yıl, kesintili zamanaşımının ise, 22 yıl 6 ay olacağı, ancak, aynı maddenin 2. fıkrasına göre 15-18 yaş grubunda bulunan çocuklar hakkında zamanaşımı süreleri 1/3 oranında uygulanacağından sanık hakkında olağan dava zamanaşımı 10 Yıl , kesintili dava zamanaşımı ise 15 Yıl olacağı görülmektedir.
SSÇ … ve …’ye atılı bulunan Geceleyin birden fazla kişiyle konut dokunulmazlığını bozma suçunun tarihi, 08/07/2012 olduğu ve zamanaşımını en son kesen işlem tarihinin SSÇ haklarında mahkumiyet kararının verildiği 21/12/2015 tarihi olduğu gözönüne alındığında, dava zamanaşımının gerçekleşmediği görülmektedir.
Bu itibarla, SSÇ … ve …’ye yükletilen birden fazla kişiyle ve silahla, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/01/2021 gün ve 2020/6632 Esas, 2021/1511 Karar sayılı ilamıyla, C.M.K’nun 223/8. maddesi gereğince kamu davalarının düşmesine ilişkin karar verilmesi hukuka aykırı nitelikte bulunduğundan anılan karara itiraz edilmiştir.” denilerek, itirazda bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
HUKUKSAL DEĞERLENDİRME
5237 sayılı TCK’nın 66. maddesinde: “(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,

b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./8.mad) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz.” hükmü bulunmaktadır.
Suça sürüklenen çocuklar … ve …’ye yükletilen konut dokunulmazlığının ihlali eylemlerinde, atılı suça ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 116/4. maddesi uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasının öngörüldüğü, bu suçun silahla ve birden fazla kişiyle işlenmesi durumunda ise, aynı Kanunun 119/1-a ve 119/1-c maddeleri uyarınca, verilecek cezanın bir kat arttırılacağının hükme bağlandığı anlaşılmaktadır.
Bu düzenlemeler karşısında, TCK’nın 66/1-d maddesi gereğince olağan zamanaşımının 15 yıl, olağanüstü zamanaşımının ise 22 yıl 6 ay olacağı, ancak aynı maddenin 2. fıkrasına göre fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında, bu sürelerin üçte ikisinin geçmesiyle kamu davasının düşeceği düzenlendiğinden, suça sürüklenen çocuklar hakkında olağan dava zamanaşımının 10 yıl, olağanüstü dava zamanaşımının ise 15 yıl olacağı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında, Dairemiz tarafından 20/01/2021 tarihinde, 2020/6632 esas, 2021/1511 karar sayılı dosya kapsamında tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi hatalı olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP, DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 20/01/2021 tarih ve 2020/6632 esas, 2021/1511 karar sayılı, suça sürüklenen çocuklar … ve …’nin tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyetlerine ilişkin verilen, kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21/12/2015 tarih ve 2014/44 esas, 2015/411 karar sayılı, suça sürüklenen çocuklar … ve …’ye yükletilen tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden yeniden incelenmesi sonucu;
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Suça sürüklenen çocuklara yükletilen tehdit suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuklara yükletilen tehdit eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuklar … ve … müdafilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2-Suça sürüklenen çocuklara yükletilen konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;
Suça sürüklenen çocuklar hakkında doğrudan TCK’nın 116/4. maddesi uyarınca hükümler kurulması gerekirken, ilk önce TCK’nın 116/1. maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden 9 ay hapis cezalarına hükmedilip, daha sonra aynı Kanunun 116/4. maddesi uyarınca alt sınırdan 1 yıl hapis cezaları belirlenmesi suretiyle çelişkiye yol açılması,
Kanuna aykırı ve suça sürüklenen çocuklar … ve … müdafilerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.