YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17984
KARAR NO : 2021/22088
KARAR TARİHİ : 21.09.2021
KARAR
Silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 29, 86/1, 87/3 ve 62. (2 kez) maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis ve 11 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2013 tarihli ve 2012/267 esas, 2013/27 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında;
” 1- Sanık hakkında, tehdit suçu yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümleri uygulandığı halde yaralama suçundan kurulan hükümde neden haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı belirtilmeyerek çelişkili hüküm kurulmasında,
2- Gerekçeli kararın hüküm bölümünün A bendinde sanığın … Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/26 esas, 2008/11 sayılı kararı ile cezalandırıldığından bahisle, hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesine karşın, hükmün C bendinde sanık hakkındaki … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/43 esas, 2008/37 karar sayılı ilamı ile … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/8321 esas, 2009/397 karar sayılı ilamları göz önüne alınarak sanığın ikinci kez mükerrir sayılmasına karar verilerek hükümde çelişki oluşturulması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal değerlendirme;
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün …’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak … Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, … ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin …’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
… İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulu’nun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde, hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu, başvurunun yapılacağı merci, yöntemi ve başvuru süresinin hiçbir tereddüte yer vermeksizin açıkça belirtileceği hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlere aykırılık aynı Kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni oluşturacaktır. Bu bildirimlerdeki temel amaç sujelerin başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması, bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya hatalı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır. CMK’nın 264. maddesinde ise, kabul edilebilir bir kanun yolu başvurusunda kanun yolunun veya mercide yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı merci tarafından, başvurunun derhâl görevli ve yetkili mercie gönderilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kararların Açıklanması Ve Tebliği ” başlıklı 35. maddesi;
“1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.
2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, (…) hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.
3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.” biçimindedir.
İncelenen dosyada;
Sanık … hakkında, tehdit ve kasten yaralama suçlarından yargılanıp cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yargılama neticesinde … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17/01/2013 tarihli ve 2012/267 esas, 2013/27 sayılı kararıyla sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 29 ve 62 maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kasten yaralama suçlarından ise Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/3 ve 62, maddeleri gereğince 2 kez 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hüküm tarihinde sanığın başka suçtan … Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu ve gerekçeli karar tebliğinin CMK’nın 35/3 maddesine aykırı olarak sanığa anlatılmadığı sadece okumak ve kararın örneğini vermek suretiyle yapıldığı, sanığın hükmü temyiz etmediği belirtilerek 28/02/2013 tarihinde kesinleştirme işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Hüküm verildiği tarihte başka suçtan aynı yer ceza infaz kurumunda hükümlü bulunan sanığa gerekçeli kararın CMK’nın 35/3. maddesine uygun olarak tebliğ edilmediğinin anlaşılması, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna da ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi karşısında; anılan kararın sanık …’a yöntemince tebliğ edilmesi ve sonraki işlemlerin mahallinde yerine getirilmesinin gerektiği anlaşılmıştır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17/01/2013 tarihli ve 2012/267 esas, 2013/27 sayılı kararına yönelik, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2-Dosyanın, sanık …’a kararın yöntemince tebliği için mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin mahallinde Mahkemesince yerine getirilmesine, 21.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.