YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18561
KARAR NO : 2023/25649
KARAR TARİHİ : 13.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/500 E., 2016/338 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Katılan …’un, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden alınan güncel nüfus kaydına göre hükümden sonra 30.07.2021 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın yasal mirasçısı …’un 27.08.2021 tarihli dilekçe ve ekinde sunduğu vekaletname ve mirasçılık belgesine göre vekili vasıtasıyla davaya katılma ve davaya devam etme talebini bildirdiği anlaşılmış, yasal mirasçıların katılanın yasal haklarını takip etmek üzere davaya katılma hakları olduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125 inci maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Müteveffa Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın müteveffa katılanı nitelendirdiği “Şuayip” tiplemesinin toplum tarafından bilinen olumsuz hal ve tavırları düşünüldüğünde eylemin hakaret niteliğinde olduğuna, sanığın bir tiyatro sanatçısı veya mizah ustası olmadığı dikkate alındığında suça konu eylemin mizah amacıyla yapıldığı savunmasına itibar edilmemesi gerektiğine, gerekçeli kararda siyasetçilerin mizah konusunda daha anlayışlı olması gerektiği belirtilmiş ise de müteveffa katılanın bir siyasetçi olmadığına, eylemin müteveffa katılanın görevi ile ilgisi olmadığına vesaire ilişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
…’un 30.07.2021 tarihinde vefat ettiğine, müteveffa müvekkilinin yasal mirasçısı ve eşi olan müvekkili …’un katılmak ve davaya devam etmek istediğine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Müteveffa katılanın … valisi olarak görev yaptığı, sanığın “…” kullanıcı adlı … hesabından, “@… Sen Şuayip den vali yaparsan seni maça da almaz g… da der saatlerce ayaktada bekletir, Geleceğimizi gören …’ın valim vrmiş olduğu tepki … … 1908 @…” şeklinde mesajlar yazdığı, mesajlarında televizyon programlarından tanınan Şuayip karakteri ile müteveffa katılanın aynı fotoğraf karesi içerisine montajlandığı, bu suretle sanığın müteveffa katılana hakaret ettiği iddia edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Doğal haklardan kabul edilmiş ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Düşünce hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikirleri ve kanaatlerinden dolayı kınamaya tabi tutulmama ve düşüncelerini meşru yöntemlerle dışarı vurabilme özgürlüğüdür. Demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından olan ifade hürriyeti bir çok hak ve özgürlüğün temelidir. Bu özelliğinden dolayı ifade hürriyeti bir çok uluslararası belgeye konu olmuş ve Anayasa’da da ayrıntılı düzenlemelere tabii tutulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir.” denilmektedir.
Anayasa’nın 26 ncı maddesinde “Herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sisteminin bağlanmasına engel değildir.” şeklinde düzenleme bulunmakta, ayrıca Anayasa’nın 26 ncı maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımında başvurulacak araçlar olarak söz, yazı, resim veya başka yollar şeklinde ifade bulunmaktadır. Ayrıca, Anayasa’nın 26 ncı maddesinde ifade özgürlüğü herkesin söz, yazı, resim veya başka yollarla düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkını ve buna bağlı olarak haber veya görüş alma-verme özgürlüğünü kapsamaktadır. Bu çerçevede ifade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesini, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunların tek başına ve başkalarıyla birlikte çeşitli yollarını serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelmektedir.
İfade özgürlüğü, iyi karşılanan veya rahatsız edici bulunmayan ya da kayıtsız kalınan bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda saldırgan bulunan, sarsıcı bir etki yaratan veya rahatsız eden türdeki bilgi ve fikirler için de geçerlidir. Bunlar demokratik toplumun vazgeçilmez özelliği olan çoğulculuğun, açık fikirliliğin ve hoşgörünün gereğidir. Ancak ifade özgürlüğü başkalarını küçük düşürücü, incitici, hakaret edici ve onlara saldırgan ifadeler kullanılmasını ve şiddete teşvik etmeyi de içermez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları doğrultusunda ifade özgürlüğünün sınırlarını yukarıdaki sayılı hususlar oluşturmaktadır.
AİHM’nin ve Yargıtayın kararları ışığında hakaret suçu değerlendirilirken mağdurun sade vatandaş, kamuya mal olmuş kişi, kamu görevlisi veya siyasetçi olup olmamasına göre değerlendirilme yapılması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında; Olay ve Olgular bölümünde anlatıldığı şekliyle kabul edilen eylemde, “g…” kelimesinin toplumda hoş karşılanmayan ve hakaret içeren bir söz olduğu ancak sanığın savunmasında katılana karşı “g…” demediği, “g… da der” şeklinde beyanda bulunduğu, sanığa karşı g… ifadesini kullanmadığı için bu sözün hakaret olarak kabul edilmediği, ayrıca “Seni maça da almaz saatlerce ayakta da bekletir.” ifadelerinin de herhangi bir hakaret unsuru içermediği, “Sen şuayipten vali yaparsan.” ifadesinin rahatsız edici bir ifade olduğu kabul edilmiş ise de, bu ifadenin mizah unsuru olarak söylendiği, bu sözün hakaret suçunu oluşturmadığı şeklindeki sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sair Sebepler Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.12.2023 tarihinde karar verildi.