Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/19373 E. 2023/25654 K. 13.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19373
KARAR NO : 2023/25654
KARAR TARİHİ : 13.12.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/310 E., 2016/155 K.
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında
1. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, atılı suçları işlemediğine, mağdur olduğuna ve kararın bozulması gerektiğine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın karıştığı bir kavga nedeniyle olay yerine gelen ve kendisini gözaltına almak isteyen polis memuru şikâyetçilere mukavemette bulunduğu, mukavemette bulunurken olay yerinde bulunan kalabalık gurubun sanığın kaçmasına yardım ettiği, kesintisiz takip sonucu yakalanan sanığın bu kez de şikâyetçilere “Beni bu arabaya Allahınız gelse bindiremez, burası benim evimin önü, a… koyduğumun polisleri.” dediği, şikâyetçilerin sanığın bloke ederek gözaltına aldığı, bu suretle sanığın hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediği kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanığın temyiz sebepleri ile sair yönlerden yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
A. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılayabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, olay tutanağı, şikâyetçilerin beyanları ile tüm dosya kapsamından hakaret eylemini ekip otosu içerisinde gerçekleştirdiği anlaşılan sanık hakkında, aleniyet öğesinin ne şekilde oluştuğu açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçeyle anılan Kanun maddesinin uygulanması,
B. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde “görevi yaptırmamak için direnme” başlığıyla, seçenek hareketli ve amaçlı bir fiil olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemlerini cezalandıran suç tipinde; hareketin “cebir veya tehdit” şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı göz önüne alınmalıdır.
Açıklamalar ışığında; şikâyetçiler ve tanıkların beyanları ile olay tutanağı dikkate alındığında; sanığın başka bir olayın faili olarak polis merkezine götürülmek istendiği esnada şikâyetçilere “Allahınız gelse beni bindiremez, ben yaralanıncaya kader nerdeydiniz, burası benim evimin önü onlar beni bıçakladı.” diyerek ekip aracına binmek istemediği, olay yerine gelen ve kimliği tespit edilemeyen şahıslarca polisler tarafından götürülmesine engel olunduğu, akabinde gömleğini çıkartarak olay yerinden kaçtığı ve takviye ekibin de yardımı ile yakalandığı olayda, sanık tarafından söylendiği belirtilen sözlerin tehdit içermemesi ve şikâyetçilerin kendilerine cebir uygulandığına dair bir ifade ve iddiada da bulunmamaları karşısında, görevi yaptırmamak için direnme suçunun cebir veya tehdit unsurunun ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi,
2. Kabule göre ise
a. İddianame anlatımında sanığın birden fazla kişi ile birlikte direnme suçunu işlediğine dair anlatım ve iddia bulunmaması karşısında, Mahkemece eylemin birden fazla kişinin yardım ve iştirakı ile işlendiği kabul edilip 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesine aykırı davranılması,
b. 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması sırasında artırım oranının sadece 1/3 olabileceği gözetilmeden ½ oranında artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
Nedenleriyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.12.2023 tarihinde karar verildi.