YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20461
KARAR NO : 2024/653
KARAR TARİHİ : 17.01.2024
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/715 E., 2016/723 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla;
1. Sanık hakkında şikayetçi …’e yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 nci maddesinin üçüncü fıkrasını (a) bendi ile 53 üncü maddesi uyarınca, 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanık hakkında şikayetçi …’e yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile 53 üncü maddesi uyarınca, 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizinin; üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, savunma yapma hakkının kendisine tanınmadığı, tevsii tahkikat talebinin reddedildiği, hakkında şikayet olmadığı halde mahkumiyet kararı verildiği, düşme kararı verilmesi gerektiği, hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığı, bu nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde sanığın Kurtuluş Polis Merkezine girmek istediği, nöbetçi bekçi olarak görevli olan şikayetçi H.T. tarafından engel olunması üzerine, sanığın şikayetçi H.T.’ye hitaben “A…na kodumun bekçisi beni içeri almıyor.”, selfie fotoğrafı çeker gibi yaparak “Bu da sana kapak olsun a..na kodumun bekçisi.” şeklinde sözlerle hakaret ettiği, bunu gören grup amiri olarak görevli olan şikayetçi T.G.’nin de polis merkezi kapısına geldiği, sanığın şikayetçi T.G.’ye karşı hakaret saikiyle “Akıllı ol amir beni burda herkes tanır ben buraların çocuğuyum.” şeklinde sözle hakaret ettiği iddia olunarak açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanığın şikayetçilere yönelik hakaret eylemlerinden ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Sanık hakkında şikayetçi T.G.’ye yönelik hakaret suçundan verilen hüküm yönünden, hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın, şikayetçiye hitaben söylediği kabul olunan “Akıllı ol amir beni burda herkes tanır ben buraların çocuğuyum.” şeklindeki sözün, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
2. Her iki hüküm yönünden; suç tarihinde adli sicil kaydı bulunmayan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine objektif koşullar bakımından engel hali bulunmayan sanığa, aynı maddenin altıncı fıkrası uyarınca, pişmanlığı, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, “Suçun işleniş şekli ve müşteki kamu görevlisine karşı ve görevi sırasında işlediği sabit görülmekle.” şeklinde yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3. Kabule göre de;
a. Her iki hüküm yönünden; somut olayda sanığın önce şikayetçi H.A.’ya hemen akabinde de şikayetçi T.G.’ye karşı işlediği hakaret eylemlerinde, muhataplara yönelik hakaretlerin aynı yer ve zamanda, aynı suç işleme kararıyla, birbirini takip eden söz ve davranışlarla gerçekleşmesi nazara alındığında, hukuken bir bütün halinde tek bir hakaret fiilini oluşturduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş bulunan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması koşulları tartışılmadan, yerinde görülmeyen gerekçeyle şikayetçi sayısınca ayrı ayrı hüküm kurulması,
b. Her iki hüküm yönünden; sanığın hakaret eylemini aleni kabul edilen emniyet merkezi bahçesinde herkese açık bir şekilde işlemesine rağmen 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ıncı maddesinin son fıkrasının gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2024 tarihinde karar verildi.