YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21760
KARAR NO : 2024/750
KARAR TARİHİ : 22.01.2024
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/760 E., 2016/385 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karabük (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 09.03.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü ile 62 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddeleri uyarınca 7600 TL adli para cezası cezalandırılmasına karar verilerek hükmün 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle mahkemesine ihbarda bulunulmuş, ihbar üzerine Yerel Mahkemece hükmün aynen açıklanmasına karar verilmiş, kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesinin 01.10.2015 tarihli ve 2015/5336 Esas, 2015/6357 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma sonrası yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü, 62 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddeleri uyarınca 7600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, verilen cezanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, sanığın davaya konu fiili haksız tahrik altında gerçekleştirdiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine vesaire yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılanın Karabük Barosu avukatlarından olduğu, sanık ile eski tarihlerde vekalet ilişkisi olduğu, aralarında çıkan anlaşmazlık sebebiyle taraflar arasında husumet oluştuğu, sanığın 15.07.2011 tarihinde Ankara Tapu Kadastro Genel müdürlüğüne yazmış olduğu dilekçesinde “Karabük Barosundan Avukat … benim tüm dilekçelerimi … yazmıştır, Benim yazmış olduğum dilekçeleri Mehmet Yılmaz’a beni satmıştır.” şeklinde ifadeler yazdığı, böylece üzerine atılı suçu işlediği Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin durma süresi de gözetildiğinde, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının gerçekleştiği belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün,1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.