Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/22921 E. 2021/22897 K. 28.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22921
KARAR NO : 2021/22897
KARAR TARİHİ : 28.09.2021

K A R A R

Tehdit suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 62/1 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2019 tarihli ve 2016/432 esas, 2019/376 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23/03/2021 gün ve 2021/30351 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında;
“Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 18/08/2016 tarihli ve 2016/2195 soruşturma, 2016/720 esas, 2016/713 sayılı iddianamesi ile şüpheli …’nın müşteki …’e ait … plakalı Fiat Şahin marka aracın tavanına yumruk atarak çökük oluşmasına neden olduğu sırada “arabasını yakacağım” şeklinde sarf ettiği söz nedeniyle tehdit suçundan açılan kamu davası sonucunda sanık … hakkında tehdit suçundan açılan bir dava olmadığı gözetilmeden, maddi hata yapılmak suretiyle sanık … yerine sanık …’in cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
CGK’nın 18/02/2014 tarih ve 1356-70 sayılı kararında belirtildiği üzere: “Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce yargılama faaliyeti yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek fail ve fiille ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki son soruşturmanın açılması kararı, icra mahkemelerine verilen şikâyet dilekçesi gibi istisnai hükümler bulunmakla birlikte, kural olarak bir iddianame ile açılmaktadır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında da; “iddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” hükmüne yer verilmiştir.
CMK’nın “Duruşmanın sona ermesi ve hüküm” başlıklı 223. maddesi uyarınca da;
1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. …
3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir

7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. …”,
CMK’nın 225. maddesinde uyarınca ise; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Yukarıda belirtilen düzenlemeler uyarınca, hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak bir karar verilebilecek, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil ya da olaydan dolayı yargılama yapılıp, açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık teşkil edecektir. Öğretide de; “yargılamanın sınırlılığı” ve “davasız yargılama olmaz” şeklinde ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve faili ile ilgili yargılama yapacak ve önüne getirilen uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacak, yargılama sonucunda sanığın sabit kabul edilen eylemlerinin hukuki niteliğine göre kanunda; “beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbiri, davanın reddi ve düşmesi” olarak sayılan hükümlerden birinin ya da mahkûmiyet ve güvenlik tedbiri örneğinde olduğu gibi birden fazlasının kurulması ile yetinilecek, iddianameye konu olan fiil sabit olmakla birlikte, sanık tarafından işlenmediğinin anlaşılması veya sanığın işlediğinin kesin delillerle ispatlanamaması halinde gerçek fail ya da faillere ulaşılabilmesi amacıyla suç duyurusunda bulunulması gerekecektir.
İnceleme konusu somut olayda; Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 18/08/2016 tarihli iddianamesiyle, sanık … hakkında müşteki …’ya karşı kasten yaralama ve hakaret suçlarından dava açıldığı, müşteki …’e karşı basit tehdit suçundan sanık … hakkında dava açılmasına karşın hüküm kurulmamışsa da zamanaşımı içerisinde hüküm kurulabileceği, sanık … hakkında ise mağdur … ‘e karşı basit tehdit suçundan açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 18/08/2016 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında mağdur … ‘e karşı basit tehdit suçundan dava açılmamış olması karşısında, açılmamış suçtan sanık …’in mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Sanık … hakkında, Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09/07/2019 tarihli ve 2016/432 esas, 2019/376 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, CMK’nın 309. maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanık … hakkında, TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen tehdit suçundan kurulan HÜKMÜN İPTALİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 28/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.