Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/30753 E. 2021/27273 K. 23.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30753
KARAR NO : 2021/27273
KARAR TARİHİ : 23.11.2021

KARAR

Tehdit ve hakaret suçlarından sanık Muhammed Keleş’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 106/1-1. cümle, 62 (iki kez) ve 52. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adlî para ve 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Samsun (Kapatılan) 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2013/939 esas, 2014/521 sayılı kararının 17/07/2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 2016 yılında kasten işlediği suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanması ile sanığın 5237 sayılı Kanunun 125/1, 106/1-1. cümle, 62 (iki kez) ve 52. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adlî para ve 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Samsun 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2020 tarihli ve 2020/1073 esas, 2020/852 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09/06/2021 gün ve 2021/52310 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/02/2017 tarihli ve 2017/17744 esas, 2018/1481 karar sayılı ilamında ”…Denetim süresi içinde yeniden kasıtlı suç işleyerek mahkum olduğu saptanan sanık hakkında verilen önceki kararın CMK’nın 231/11. maddesine göre aynen açıklanması gerekmekte ise de; aynen açıklanacak hüküm, bünyesinde herhangi bir hukuka aykırılık barındırmayan ve açık yanlışlık içermeyen hüküm olup fıkranın ihdas amacı da infazı mümkün bir hükme varlık kazandırmaktan ibarettir. Daha önceki kararda yapılan hataların Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/4. maddesinde öngörülen usul ekonomisinin bir gereği olarak düzeltilmesi gerekmektedir. Buna göre mahkemece hüküm açıklanırken, eylemin açıkça suç teşkil etmemesi halinde beraat kararı veya kovuşturma şartının bulunmadığının anlaşılması halinde düşme kararı verilebileceği gibi tedbire çevirme zorunluluğuna uyulmaması durumunda da bu zorunluluk gereğinin yerine getirilmesi, keza suça sürüklenen çocuk bakımından cezada yaş nedeniyle indirim yapılması unutulduğunda hüküm açıklanırken yaş indiriminin yapılması suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır…” şeklinde belirttiği gerekçeye göre, Samsun (Kapatılan) 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli kararıyla sanığın suç tarihi itibariyle uzlaşma kapsamına girmeyen tehdit suçunu hakaret suçu ile birlikte işlemesi nedeniyle uzlaştırma hükümlerinin uygulanmadığı, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinde değişiklik yapıldığı ve uzlaştırmanın 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümle maddesinde yer alan tehdit suçu yönünden de uygulanabilir hale gelmesi nedeniyle sanığın üzerine atılı tehdit ve hakaret suçları açısından söz konusu kanun değişikliğine göre hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yaptırıldıktan sonra sonucuna göre hükmün açıklanmasına veya davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesindeki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklinde düzenleme karşısında, kesinleşen hükümlerde de uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06/12/2016 tarihli ve 06.12.2016 tarih, 2014/13-194 esas ve 2016/466 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nın ”zaman bakımından uygulama” başlığını taşıyan 7. maddesinin 2. fıkrasındaki ”suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına” dair düzenleme ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun ”Mahkûmiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında duraksama başlığını” taşıyan 98/1. maddesinde ”Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” amir hükmü uyarınca, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiştir.
02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiştir.Bu bentlere göre, tehdit (madde 106, birinci fıkra), hırsızlık(madde 141), dolandırıcılık (madde 157) suçları uzlaşma kapsamına alınmıştır.
İncelenen somut olayda; sanık hakkında TCK’nın 106/1. maddesinin 1.cümlesinde düzenlenen tehdit ve aynı Kanunun 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçlarından 17/06/2014 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, denetim süresi içinde suç işlediğinden bahisle hükümlerin 15/12/2020 tarihinde açıklandığı anlaşılmıştır.
Sanığın, üzerine atılı hakaret suçu uzlaşma kapsamında olup soruşturma aşamasında taraflara uzlaşma teklifi yapılmış ise de, bu tarihte TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmaması ve CMK’nın 253/3. fıkrasının ikinci cümlesi dikkate alındığında soruşturma aşamasında yapılan uzlaşma teklifinin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında,
02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 253/1. madde hükmü uyarınca, TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması nedeniyle TCK’nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret ve aynı Kanunun 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarından CMK’nın 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Samsun 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2020 tarihli ve 2020/1073 esas, 2020/852 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- CMK’nın 309/4-a maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 23/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.