YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30790
KARAR NO : 2021/25576
KARAR TARİHİ : 26.10.2021
K A R A R
Tehdit suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 2 kez 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun’un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine dair … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2014 tarihli ve 2014/123 esas, 2014/140 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi kasıtlı bir suç işlemediği gerekçesiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/10. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine ilişkin … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/06/2020 tarihli ve 2020/172 esas, 2020/433 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18/06/2021 gün ve 2021/57204 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51/8. maddesinde yer alan “Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.” şeklindeki hükme aykırı olarak, cezası ertelenen sanığın denetim süresini yükümlülüklere uygun ve iyi halli olarak geçirmesi halinde mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet savcılığınca sadece yerine getirme fişi tanzim edilmesi gerektiği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/10. maddesi uyarınca hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre ise tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda;
Mahkemece, 14/01/2014 tarihli duruşmada davaya katılmalarına karar verilen katılanlar … ve …’ın yokluğunda hüküm verilmesine karşın, katılanlara … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/06/2020 tarihli ve 2020/172 esas, 2020/433 sayılı kararın tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün, katılanlar … ve …’a tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi mümkün görülmemiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Dosyanın, kanun yolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile katılanlar … ve …’a bildirilip, tebligat eksikliklerinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde olağan kanun yoluna gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 26/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.