Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/30846 E. 2021/26796 K. 09.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30846
KARAR NO : 2021/26796
KARAR TARİHİ : 09.11.2021

K A R A R

Tehdit suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2019/53 esas, 2021/32 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22/06/2021 gün ve 2021/68986 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında;
“Mahkemece avukat olan sanığın haciz işlemi için gittiği Esenyurt Belediyesi’nde görevli avukat …’in kamu hizmetine tahsis edilen menkullerle ilgili haciz işlemi yapılamayacağı gerekçesiyle kendilerini Belediye binasına sokmak istememesi üzerine “Seninle görüşeceğiz burayı başınıza yakacağım” şeklinde sarf ettiği iddia olunan sözlerin, müştekinin sanığa suç atmasını gerektirir önceye dayalı husumetinin bulunmadığı ve iddia tanıkları ile tarafsız tanık icra memurunun beyanlarına itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle sabit görülerek, sanığın basit tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
Mahkemece tarafsız tanık olarak değerlendirilen icra memuru …’nin haciz işlemi için gittiklerinde Belediyenin güvenlik girişinde bekletildiklerini, haciz işlemi yapmak istediklerinde itiraz edilip emsal karar sunulması üzerine emsal kararı nazara alarak haciz talebinin reddine karar verdiğini, buna ilişkin tutanak tutarken ortamın çok gergin olduğunu, bağırışmaların yaşandığını, alacaklı vekilinin “Bizi içeri sokacaksınız” şeklinde sözler sarf ettiğini, ancak tehdit içerikli sözler duymadığını, tutanağı tanzim ettiğinden sözlere çok fazla da kulak vermediğini beyan etmesi, tanıklar Avukat Serdar Kır, Muhammet Yakup Gündöner ve …’in beyanlarının da bu yönde olup sanığın savunmasını desteklemesi karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamından haciz işlemi ile ilgili olarak taraflar arasında ciddi bir gerginlik yaşandığı sabit olmasına karşın sanığa suç atılmasını gerektirir husumetin bulunmadığı gerekçesiyle Belediye’de çalışan katılanın iş arkadaşlarının tanıklıklarına itibar edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay Ceza Dairesi’ne verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulu’nun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
İnceleme konusu somut olayda; ilk derece mahkemesince, deliller değerlendirilerek sanığın tehdit suçunu işlediği sabit kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğuna göre, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmek gerekmiştir. –
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, kanun yararına bozma isteminin delil takdirine ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 09/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.