YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3323
KARAR NO : 2023/17823
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma, fuhuş
K A R A R
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği, suç tarihine göre dosya görüşüldü.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre ve iletişimin tespiti kararlarının suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve insan ticareti suçlarından alınması, karar tarihlerinde “fuhuş” suçunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 135 inci maddesindeki katalog suçlar arasında yer almaması karşısında, iletişimin tespiti kararlarıyla elde edilen görüşme kayıtlarının, “fuhuş” suçu açısından yasal delil niteliğine haiz olmadığı anlaşılmakla, bu kayıtlar fuhuş suçu açısından değerlendirme dışı bırakılarak ve hükmolunan cezaların süreleri itibarıyla koşulları bulunmadığından sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 318 inci maddesi uyarınca REDDİNE karar verilerek, yapılan incelemede;
1-Temyiz kanun yoluna tabi olup kesinleşmesi halinde infaza verilecek olan ilamın, açıklanacak yeni hüküm olduğu, bu nedenle yargılama sonucunda ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan ve iddianame anlatımının tekrarından ibaret kabulle, karar vermek suretiyle Anayasanın 141, 5271 sayılı Kanun’un 34, 223 ve 230 uncu maddelerine aykırı davranılması,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 220 nci maddesinde tanımlanan örgütün varlığının kabul edilebilmesi için hiyerarşik ilişki içinde olan en az üç kişiden teşekkül etmesi, örgütün yapısının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme ile işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket edilmesi ve bu amaçlar doğrultusunda faaliyette bulunup, devamlılık gösterilmesi gerekir. Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek amacı için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilecektir.
Amaçlanan suçları işlemede kolaylık sağladığı için işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan örgütün içinde yer alan faillerle örgüt arasında, örgütün idaresini kolaylaştıran ve örgütü ayakta tutup iş bölümü, süreklilik, disiplin gibi olguların sağlayıcısı olan hiyerarşik ilişkinin varlığının zorunlu olduğu, faillerin örgütteki konumlarına göre, yönetici veya üye olarak nitelendirilerek, örgütü sevk ve idare eden failin yönetici; örgütün amaçları doğrultusunda hiyerarşik yapısına dahil olan failin ise doğrudan örgüt üyesi olarak kabul edileceği hususları dikkate alındığında, örgüt yöneticisi olarak kabul edilen sanık …’un öncesinde örgüt üyesi olarak kabul edilen sanık …’nun yanında çalışan olması, sanıkların atılı örgüt suçlamasını reddetmeleri, diğer sanıklar ile sadece sanık …’un iletişim halinde olması, … dışındaki sanıkların birbirlerini tanımamaları, aksi yöndeki bir kabulün dosya kapsamından anlaşılamaması, sanıklar … ile …’in bir dönem sanık …’un aracını kullandıkları anlaşılmakla birlikte sadece bu olgunun örgüt ilişkisinin varlığı açısından yeterli bir delil niteliğinde olmaması karşısında, sanıklar arasında devamlılık içeren, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına ve adı geçen sanıkların faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ettiklerine, faaliyetlerini örgütsel boyutta devam ettirdiklerine ilişkin kesin ve inandırıcı kanıtlar bulunmadığı halde sanık …’un suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanık …’nun da suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi, (Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan sanıklar …, …, … ile … hakkındaki mahkumiyete yönelik hükümlerin, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması nedeniyle ayrıca bu sanıklar hakkında karar verilmemiştir.)
C.Sanıklar … ile …’ın atılı fuhuş suçunu reddetmeleri, diğer sanıklar ile mağdur …’nin ifadelerinde bu sanıkların fuhuş suçuna iştirak ettiklerine dair bir beyanlarının bulunmaması, eylemlerde sanıklar açısından bir suç üstü halinin olmaması ve yasal delil niteliğinde olmamaları nedeniyle iletişimin tespiti yoluyla elde edilen görüşme kayıtlarının bu suç yönünden değerlendirme dışı bırakılmış olması karşısında, bu sanıkların mağdurları fuhşa teşvik ettikleri veya mağdurların fuhşuna aracılık ettikleri, fuhşun yolunu kolaylaştırdıkları ya da bu amaçla mağdurlara yer temin ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve cezalandırmaya yeterli delil bulunmadığı halde mahkûmiyet kararı verilmesi,
D.Kısmi kabule göre de,
1. 2 numaralı bentle belirtilen bozma nedenine göre; sanıkların suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu amaçla kurulan örgüte üye olma eylemlerinin sabit olmadığının tespit edilmesi karşısında, sanıklar …, …, …, …, … ile … hakkında fuhuş suçundan tayin olunan cezalarda suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi nedeniyle yarı oranında artırım yapılmasının mümkün olmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi nedeniyle uygulama yapılırken de ilgili kanun maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 227 inci maddesinin altıncı fıkrası yerine dördüncü fıkrası biçiminde yanlış yazılması,
2.Yasal delil niteliğinde olmamaları nedeniyle iletişimin tespiti yoluyla elde edilen görüşme kayıtlarının fuhuş suçu yönünden değerlendirme dışı bırakılmış olması ve bu suçun cebir veya tehdit uygulanarak gerçekleştirildiğine dair sanık, mağdur veya tanık beyanının bulunmaması karşısında, sanıkların cezalarında gerekçeden yoksun bir biçimde 5237 sayılı Kanun’un 227 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca artırım yapılması,
3.Tüm sanıkların her iki mağdura yönelik fuhuş suçunu işlediklerinin kabul edilmesi karşısında sanıkların, mağdur sayısınca ayrı ayrı cezalandırılmaları ve sanıklar …, … ile …’ın fuhuş suçunu değişik zamanlarda birden fazla kez aynı mağdurlara karşı işlemeleri nedeniyle de 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanıkların cezalarında artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanıklar …, …, … ile … müdafiileri ve sanıklar …, … ile …’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanıklar hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.