YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3830
KARAR NO : 2023/16559
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında; çevrenin kasten kirletilmesi suçundan açılan davada, olayda sanığın kusurunun bulunmadığının anlaşılması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteğinin, tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği sabit olmasına rağmen sanığın beraatine karar verilmesi nedeniyle hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re’sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. … elemanlarınca, … ilinde faaliyet gösteren, … Gübre Sanayi Anonim Şirketinde (İGSAŞ) farklı saatlerde ve ayrı ayrı yapılan inceleme ve denetimlerde; tesisin sentez ekipmanlarının ısıtılması esnasında absorban ekipmanının sirkülasyon hattında meydana gelen tıkanma sonucu absorban basıncının yükseldiği, basınç yükselmesi nedeniyle tahliye vanasının normalden fazla açılması sonucu karbondioksit gazının amonyaklı su çözeltisini sürüklediği ve atmosfere tahliye edildiği ve tesis etrafına yayılım gösterdiğinin tespit edilmesi nedeniyle yapılan suç duyurusu üzerine şirket yetkilisi olan sanık hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan açılan davada, olayda sanığın kusurunun bulunmadığı Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2. Olay tutanağı ile kusur tespitine ilişkin Prof. Dr. Mak. Y. Mühendisi …’den alınan 24.04.2015 tarihli bilirkişi raporu ile Çevre Mühendisinden alınan bilirkişi raporu dosyada mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; bozma sebepleri dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun (2872 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin (a) bendinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” başta bu Kanun’un 181 ilâ 184 üncü maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Kanun’da ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.
Türk Ceza Kanunu’nun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır.
“Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Kanun’un “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”
Yine aynı Kanunun “Tanımlar” kenar başlıklı 2 nci maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanununun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181 inci maddesinin birinci fıkrasında, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182 nci maddesinin birinci fıkrası ve 2872 sayılı Kanun’un sekizinci maddesinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, Kanun’da tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.
Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali 5237 sayılı Kanun’un 181 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin dördüncü fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.
…’nün yazısı ile; Müdürlüklerinde görevli teknik personel ve … Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı’nın teknik elemanları tarafından …’da farklı saatlerde ve ayrı ayrı yapılan inceleme ve denetimlerde; tesisin sentez ekipmanlarının ısıtılması esnasında absorban ekipmanının sirkülasyon hattında meydana gelen tıkanma sonucu absorban basıncının yükseldiği, basınç yükselmesi nedeniyle tahliye vanasının normalden fazla açılması sonucu karbondioksit gazının amonyaklı su çözeltisini sürüklediği ve atmosfere tahliye edildiği ve tesis etrafına yayılım gösterdiğinin tespit edildiği belirtilerek, yapılan suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturma sonucunda sanık hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalarda, eylemlere ilişkin sorumluluğunun bulunmadığı, teknik konularda Kimya Mühendisi …, teknik kontrol operatörü … ve yine teknik kontrol operatörü …’den görüş alınabileceği şeklinde beyanda bulunması üzerine şirket tarafından aldırılan bilirkişi raporunda … ve …’in olayda yüzde elli yüzde elli kusurlarının olduğunun belirtilmesi üzerine Mahkemece alınan 24.04.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre meydana gelen olayda işveren konumundaki sanık …’un kusurlu olmadığı, üre baş operatörü …’in olayda % 50 oranında kontrol operatörü …’in %50 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir.
Dosya kapsamında Çevre Mühendisi tarafından düzenlenen rapor içeriğine göre çevrenin kasten kirletildiği tespiti yapılmıştır.
Diğer taraftan, dosyada bulunan bilirkişi raporundaki, bahse konu atığın, hiçbir mevzuatla ilişkilendirilmeden, nitelikleri ve kirletici özellikleri açıklanmadan, genel bir kabul ve gözleme dayanarak belirtilen görüşler Yargıtay denetimine imkan tanımadığından karar vermeye yeterli görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemece dosya, üniversitelerin çevre mühendisliği ve kimya mühendisliği bölümlerinde çalışan öğretim üyesi bilirkişilerden oluşacak heyete tevdi edilerek, tesisin faaliyet alanı ve üretim şekline göre, atığın niteliği, alıcı ortamı kirlettiği ya da kirletme ihtimali taşıyıp taşımadığı yönünden, yukarıda açıklanan yönetmelikler ya da ekleriyle birebir ilişki kurulmak suretiyle
Yargıtay denetimine imkân sağlayacak nitelikte bir rapor alınmalıdır.
Mahkemece, Prof. Dr. Mak. Y. Mühendisi …’den alınan 24.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda kusurlu oldukları belirlenen, … ile … hakkında hükmün kesinleşmesi ile suç duyurusunda bulunulacağının anlaşılması karşısında, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulup sonucuna göre dava açılması halinde hukuki ve fiili irtibat nedeniyle davaların birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekmekte iken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.