YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5786
KARAR NO : 2021/22381
KARAR TARİHİ : 22.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
YILMAZ, …
KATILANLAR : …, …
SUÇLAR : Tehdit, hakaret,kasten yaralama, özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜMLER :Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan sanık … müdafisi, katılan sanık … ile katılanlar vekili
K A R A R
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-Sanıklar …, … ve … hakkında kasten yaralama eylemlerine ilişkin verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yalnızca itiraz yolu açık olup, yapılan başvurunun bu doğrultuda değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu,
Anlaşıldığından, katılan … vekilinin temyiz davası isteği hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
B-Sanık … hakkında kasten yaralama, hakaret ve tehdit eylemlerinden verilen beraat hükümlerinin, sanık … hakkında hakaret eyleminden verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükmün ve sanık … hakkında tehdit eyleminden verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık …’ya yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
2-Sanık … hakkında kasten yaralama, hakaret ve tehdit eylemlerinden verilen beraat hükümlerinin, sanık … hakkında hakaret eyleminden verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlerin de, usul ve Kanuna uygun olduğu,
Anlaşıldığından, katılanlar …, … ve … vekili ile sanık … müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
C-Sanık … hakkında kasten yaralama eyleminden, sanık … hakkında ise özel hayatın gizliliği ve hakaret eylemlerinden verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde ise;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti yargılama aşamasında toplanan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Bu açıklamalar doğrultusunda; sanık …’ın üzerine atılı suçu kabul etmemesi, eylemi doğrulayan tanık beyanının olmaması, olay anına ilişkin kamera kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen 26/09/2013 tarihli bilirkişi raporunda olay anına ilişkin görüntülerde ayakta bekleyen ve üzerinde siyah renkli mont tarzı giysi bulunan kişinin açıkça katılan …’nun yüzüne yumruk attığının anlaşılması ancak bu kişinin açık kimliğinin bilirkişi raporunda ve tüm dosya kapsamında belirtilmemesi karşısında, katılan sanığa yumrukla vurduğu sabit olan kişinin kim olduğu açıkça tespit edilmeksizin ve sanık … hakkında hangi delillere dayalı olarak mahkumiyet kararı verildiği açıklanmaksızın, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü verilmesi,
2) Özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yapıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’nun olay günü kamuya açık alan olan adliye bahçesinde cep telefonu ile katılanların görüntülerini kaydetmesi suretiyle TCK’nın 134/1. madde ve fıkrasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının ne şekilde gerçekleştiği yeterince açıklanıp, tartışılmaksızın sanık … hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi,
3) Sanık …’nun soruşturma aşamasındaki beyanında olayda katılanlar ile aralarında karşılıklı küfürleşme olmuş olabileceği şeklindeki beyanı ve sanık … hakkında sanık …’ya yönelik hakaret suçundan, tarafların birbirlerine karşılıklı olarak hakaret ettikleri kabul edilerek ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi karşısında, sanık …’nun, katılanlara yönelik hangi sözü söyleyerek hakaret eylemini gerçekleştirdiğinin kabul edildiği açıklanıp tartışılmaksızın yetersiz gerekçe ile hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
4) Kabule göre de; sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükümde adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olan TCK’nın 52/4 maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 230/2 ve 232/6. maddelerine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı ve katılanlar …, … ve … vekili ile sanık … müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.