YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5983
KARAR NO : 2023/16874
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile
1. Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü, 62 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin ikinci fıkrası , 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar ve sanıklar müdafiinin temyiz isteği; sanıkların eylemlerinin kasten yaralama suçu kapsamında kaldığına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde marka hakkına tecavüz suçunun soruşturması kapsamında Sulh Ceza Hakimliğince verilen arama kararına istinaden sanık …’ın işyerinde arama yapıldığı, katılan …’nün şirketin avukatı, diğer katılan …’nin de aramayı yapan polis memuru olduğu, arama sırasında sanık …’ın, katılan …’yü yanına çağırdığı, konuştukları sırada aniden katılan …’nün yüzüne kafa attığı, bunun üzerine katılan …’nin sanığa sarılarak katılan …’den uzaklaştırmaya çalıştığı, iş yerinde bulunan diğer sanık …’ün de katılan …’ye saldırdığı, katılan …’nin sanık …’ü tutarak engel olmaya çalıştığı, bu sırada sanık …’ün katılan …’nin yüzüne yumruk attığı, katılanların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları ve böylece sanıkların görevi yaptırmamak için direnme eylemlerini gerçekleştirdikleri, sanık …’ın kısmi ikrar içeren savunması, katılan …’nin aşamalarda birbiriyle uygunluk gösteren anlatımları, katılan …’nün genel itibari ile birbiriyle uygunluk gösteren beyanları, tanık …’nın yeminli anlatımı, polis tutanağı, adli raporlar ve tüm dosya kapsamı neticesinde sübut bulduğu Mahkemece kabul edilmiştir.
1. Sanık …’ın ikrar, sanık …’ün inkar içeren savunmalarda bulunduları belirlenmiştir.
2. Katılan … aşamalarda birbiriyle uygunluk gösteren anlatımlarda bulunmuştur.
3. Katılan … genel itibari ile birbiriyle uygunluk gösteren anlatımlarda bulunmuştur.
4. Tanık …, … …’nın beyanları dava dosyasında mevcuttur.
5. Katılanlar … ve …’de meydana gelen yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğini belirtilen adli muayene raporları dava dosyasında mevcuttur.
6. 14.04.2015 tarihli olay tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Suçun Vasfına İlişkin
5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde “görevi yaptırmamak için direnme” başlığıyla “seçenekli hareketli” ve “amaçlı bir fiil” olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin icra vasıtalarının “cebir veya tehdit” şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı göz önüne alındığında, somut olayda arama işlemi sırasında sanıkların katılanlara yönelik cebir eylemlerinin görevin yapılmasını engellemek amacıyla kullanılmış olduğu dosya kapsamıyla sabit olduğundan, Yerel Mahkemenin kabul ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Zincirleme Suç Hükümlerine İlişkin
5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçu her ne kadar yasanın Dördüncü Kısım – Birinci Bölümünü oluşturan; ‘Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı İşlenen Suçlar’ arasında düzenlenmiş ise de; suçunun hareket öğesinin; “kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit kullanılması” biçiminde düzenlenilmesi ve eylemin doğrudan kamu görevlisinin kişiliğine yönelmesi nedeniyle birden fazla hukuki konuyu düzenlediği ve koruduğu kabul edilmelidir. Başka deyişle 5237 sayılı Kanun 265 inci madde ile bir taraftan kamu hizmetinin yasalara uygun biçimde, engellenmeden ve kesintisiz olarak gerçekleştirilmesine ilişkin kamu idaresinin hukuksal yararı korunmakta iken, diğer yönden ise görevi yerine getirecek olan kamu görevlisinin vücut bütünlüğü ile özgürlük haklarına ilişkin hukuksal yararların da korunmakta bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim, görev öğesinin bulunmaması durumunda 5237 sayılı Kanun’un 86 ve 106 ıncı maddeleri ile cezalandırılabilecek olan eylemler, görev bağlantısı dolayısıyla bileşik suç niteliğindeki aynı Kanun’un 265 inci maddedeki suçu oluşturmaktadır. Bu bakımdan, görevini yerine getirmesini engellemek amacıyla failin cebir veya tehdidine maruz kalan kamu görevlisi suçun mağduru sayılmalıdır. Açıklanan yasal gerekler karşısında, görevin yapılmasını önlemek için direnme eyleminde kendisine karşı cebir veya tehdit kullanılan kamu görevlilerinin birden fazla olması durumunda, zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
a. Sanık … yönünden bu açıklamalar ışığında yapılan incelemede; sanığın görevin yapılmasını önlemek için cebir eylemini katılan …’ye yönelik gerçekleştirdiği, katılan …’ye yönelik herhangi bir eylemde bulunmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında hukuka aykırılık görülmüştür.
b. Sanık … yönünden bu açıklamalar ışığında yapılan incelemede; sanığın görevin yapılmasını önlemek için cebir eylemlerini katılanlar … ve …’ye yönelik gerçekleştirdiğinden, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Haksız Tahrike İlişkin
Sanıkların aşamalardaki savunmaları, katılanların ve tanığın anlatımları, dosya arasında yer alan diğer bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; katılanlardan kaynaklanan ve sanıkların lehine haksız tahrik teşkil edebilecek herhangi bir söz veya davranışın bulunmadığı anlaşıldığından, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sair Yönlerden
Sanıklara yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
1. Sanık … yönünden
Görevi yaptırmamak için direnme eylemini birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirdiği sabit olmasına rağmen 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmamış ise de başka bozma sebebi ve aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılamayacağı ve sanık hakkında temel ceza belirlenirken maddi hata yapılarak “ayrı ayrı” ibaresi eklenmiş ise de bu hususun mahallinde düzeltilebileceği anlaşıldığından, sanık … ve müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık … yönünden
Görevi yaptırmamak için direnme eylemini birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirdiği sabit olmasına rağmen 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmaması, hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık … ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A-2.a ve B-2) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık … ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.