YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5998
KARAR NO : 2023/16121
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin; tanık …’nin bir şey görmediğini beyan ettiğine, tanık …’nin çelişkili beyanlarda bulunduğuna, bu tanığın beyanına güvenilemeyeceğine, şüphenin sanık lehine yorumlanmasının gerektiğine, sanık hakkında beraatine karar verilirken aynı soyut ifadelere dayanarak hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verildiğine, aleniyet unsurunun gerçekleşmediğine, aleyhine beyanda bulunan tanık ve tüm şikayetçilerin akraba olduklarına, haksızlığa uğradığına, mağdur iken sanık konumuna getirildiğine, vesair, yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın olay günü eski eşi olan … ile aralarında bulunan bir kısım anlaşmazlıklar nedeniyle tartışmanın yaşandığı, tartışma sırasında sanığın katılan … ve müşteki …’ye karşı sinkaflı küfürlerde bulunduğu Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2.Sanığın, kovuşturma aşamasında katılan …’nin kendisine hakaret etmesi üzerine karşılıklı hakarette bulunduğunu belirterek üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği belirlenmiştir.
3.Katılan ve müştekinin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında oluşa ilişkin istikrarlı ve birbiriyle uyumlu anlatımlarının bulunduğu, bu anlatımlarının dosya kapsamında beyanları tespit edilen temyiz dışı mağdur sanık … ve tanık …’nin kovuşturma aşamasındaki beyanları ile doğrulandığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit, yaralama ve hakaret suçlarından kamu davası açıldığı tarihte tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmaması ve 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi dikkate alındığında sanığın üzerine atılı hakaret suçunun tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığı ancak, yapılan yargılama neticesinde sanığın tehdit suçundan beraat etmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hakaret suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, aynı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Kabule göre ise;
a.5237 sayılı Kanun’da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun’un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden mükerrir olmayan sanık hakkında, seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden temel ceza olarak hapis cezası tercih edilmesi,
b.5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekmekte olup, sanığın hakaret eylemini gerçekleştirdiği yer belirlenip hakaret suçunda aleniyet unsurunun ne şekilde p oluştuğu tartışılmadan yetersiz gerekçeyle iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının, sanığa 5271 sayılı Kanun’un 226 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak ek savunma hakkı da verilmeden ve 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince sanık hakkında hükmolunan cezada 1/6 oranında artırım yapılması gerekirken 1/4 oranında artırım yapılmak suretiyle uygulanması,
3.Yukarıdaki bozma nedeni doğrultusunda; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.