YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8592
KARAR NO : 2023/17830
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Fuhuş
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın fuhuş suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca yedi kez 1 yıl 8 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 227 nci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca bir kez 3 yıl 4 ay hapis ve 8.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, mağdurların özgür iradeleriyle ifade vermediklerine, beyanların kollukta baskı ve tehditle alındığına, tüm delillerin hakim huzurunda tartışılması gerektiğine, polisin düzenlediği tutanakların usul ve kanuna aykırı olduğuna ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, kiraladığı dairede mağdurların fuhşuna aracılık etmek suretiyle fuhuş suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada Mahkeme sanık savunması, mağdurların beyanları, tanık anlatımları, suç tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, isnad edilen fuhuş suçunun sanık tarafından işlediğini kabul ederek, mağdur sayısınca mahkumiyet kararı vermiştir.
IV. GEREKÇE
1.Bir suç işlendiğini öğrenen kolluk görevlilerinin, gecikmeksizin durumu Cumhuriyet savcısına bildirerek, ihtiyaç duyulması halinde, şüphelilerin yakalanması ve suç delillerinin elde edilmesini temin amacıyla 5271 sayılı Kanun’un 116 ve devamı maddeleri uyarınca usulüne uygun arama kararı alarak işlem yapması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun’un 119 uncu maddesi uyarınca konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda yapılacak aramanın ancak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabileceği, 5271 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesi uyarınca, ispat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerlerinin, muhafaza altına alınabileceği, yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya ise elkonulabileceği, 5271 sayılı Kanun’un 127 nci maddesi uyarınca da hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerinin, elkoyma işlemini gerçekleştirebileceği, hakim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işleminin, yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulması gerektiği, hakimin, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklaması; aksi halde elkoymanın kendiliğinden kalkacağı, hususlarına riayet edilmelidir.
Somut olayda yukarıda sözü edilen yasal düzenlemelere aykırı şekilde telefon numarası ve adresi verilen yerde fuhuş yapıldığı ihbarı üzerine kolluk görevlilerince bildirilen telefon numarası aranarak sanık ile fuhuş konusunda anlaşıldığı, söylenen adrese gidildiğinde sanığın gösterdiği bayanlardan biri ile cinsel ilişkiye girilebileceğinin söylenmesi üzerine mağdur … ile başka bir odaya geçildiği ve bundan sonra polis kimliğinin açıklanarak, gelen takviye kolluk görevlilerinin yardımıyla dairede bulunan mağdur, sanık ve tanıkların kimlik tespitlerinin yapılıp, gerekli raporlar tanzim edildikten sonra konu ile ilgili Cumhuriyet savcısına bilgi verilerek, gerekli talimatlarının alındığı anlaşılmıştır.
Olay kapsamında kolluk tarafından yapılan işlemler arama ve el koyma niteliğinde olup, 5271 sayılı Kanun’un 116 vd. ile 123 ve 127 nci maddelerine aykırı olduğu, bu nedenle elde edilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde bulunduğunun anlaşılması karşısında, bu yolla elde edilen delillere itibar edilmesi mümkün olmadığı anlaşılmakla bu yöntemle elde edilen deliller inceleme dışı bırakılarak dosyadaki mevcut diğer deliller kapsamında yapılan değerlendirmede, mağdur …’nın ifadesinde, fuhuş iddiasını doğrulayarak kendisi ile birlikte diğer mağdurlarında burada fuhuş yaptıklarını söylemesi ve sanığın “…önceden fuhuş yaptırdığım olmuştu, gelen kadınlar ile arkadaşlarımın bazıları ilişkiye girerdi…” biçimindeki savunması birlikte ele alındığında, atılı fuhuş suçunu işlediği sübuta eren sanığın cezalandırılmasına yönelik Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiş, sanık müdafiinin temyiz nedenlerine de itibar edilmemiştir.
2.5237 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinde düzenlenen insan ticareti suçunun oluşabilmesi için failin mağdura yönelik olarak “tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek” biçiminde bir harekette bulunması ve bu hareketleri yaparken veya yaptıktan sonra mağduru ülkeye sokması, ülke dışına çıkarması, tedarik etmesi, kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması gerekmektedir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisinin bir arada bulunması gereklidir.
Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir.
Bu durumun tek istisnası, 5237 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki “on sekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hâllerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verileceği” yönündeki düzenlemedir.
Bu açıklamalar ışığında, suç tarihi itibarıyla henüz 17 yaşında olan mağdur …’ye karşı fuhuş eylemini sağlamaya yönelik sanığın davranışları nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenleme dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinde belirtildiği biçimde fikri içtimadan söz edilemeyeceği ve sanığın fuhuş suçu dışında çocuk olan mağdura yönelik eyleminin ayrıca insan ticareti suçunu oluşturabileceğinin anlaşılması karşısında, Yerel Mahkeme tarafından dava zamanaşımı içinde insan ticareti suçu nedeniyle sanık hakkında suç duyurusunda bulunabileceği öngörülmüştür.
3.Sanığa yükletilen fuhuş eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmasına karar verilmemiş, fuhuş suçunun değişik zamanlarda birden fazla kez mağdur …’ya karşı işlemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşılmış,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.