Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/8989 E. 2023/18472 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8989
KARAR NO : 2023/18472
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit

Sanık hakkında tehdit suçundan neticeten hükmolunan 500 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında,
1. Tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca neticeten 500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, para cezasının aylık taksitler halinde 4 eşit taksit halinde ödenmesine,
2. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve adli para cezasının aylık taksitler halinde 20 eşit taksit halinde ödenmesine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; suçun maddi ve manevi unsurlarının somut olay oluşmadığına vesaire, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şikâyetçinin suç tarihinde … İlçe Jandarma Komutanlığında görevli uzman çavuş olduğu, sanık hakkında zorla getirme kararı nedeni ile şikâyetçinin sanığı telefonla arayıp kendisini tanıttığı ve hakkında zorla getirme emrinden bahsettiği, bunun üzerine sanığın şikâyetçiye telefonda “Ben yarın 24 saat çalışıyorum, a… koydurtma mahkemesinin gelmiyorum. Yiyorsa gelin alın lan şimdi kapat telefonu.” demek sureti ile tehdit ve hakarette bulunduğu iddia ve kabul olunmuştur.
1. Sanık savunmasında, telefonla arandığında şikâyetçinin kendisini tanıtmadığını, bu nedenle sinirlendiği için küfür etmiş olabileceğini beyan etmiştir.
2. Şikâyetçi aşamalarda benzer ve istikrarlı anlatımlarda bulunmuştur.
3. 29.09.2019 tarihli olay tutanağı düzenlenmiştir.
4. Tutanak tanığı M. Ö., iddiayı doğrular yönde anlatımlarda bulunmuştur.
5. Sanığa ait adli sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükmün türü ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkına Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın temyiz sebepleri ve sair yönlerden yapılan incelemede,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre olayın oluş şekline göre sanığın hakaret eyleminin şikâyetçiye yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir;
Ancak
1. Seçimlik ceza öngören hakaret suçunda hapis cezasının tercih edilmesi halinde bu cezanın ancak adli para cezası dışındaki diğer seçenek yaptırımlara çevrilebileceği gözetilmeyerek, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması,
2. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5217 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde “basit yargılama usulü” düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Nedenleriyle, hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, yeniden hüküm kurulurken (B-1) yönünden 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına, 17.05.2023 tarihinde karar verildi.

(Muhalif)

KARŞI OY

Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın hakaret suçunun sübut bulup bulmadığına ilişkindir.
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 31/01/2017 tarih 2014/4-785 esas, 2017/34 sayılı kararında da belirtildiği üzerine, hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Somut olayımızda, jandarma görevlisi olan müştekinin hakkında mahkemece zorla getirme kararı bulunan sanığı telefon ile arayarak kendisi hakkında zorla getirme kararı bulunduğunu ve mahkemeye gelmesi gerektiğini belirttiği, bunun üzerine sanığın müştekiye hitaben “ben yarın 24 saat çalışıyorum, a…na koydurtma mahkemesinin gelmiyorum. Yiyorsa gelin alın lan şimdi kapat telefonu” dediği sabit olup, sanığın müştekiye sarf ettiği ve hakaret olarak kabul edilen “ a…na koydurtma mahkemesinin” şeklindeki sözler ile doğrudan müştekinin şeref ve saygınlığına yöneltilen bir hakaret eyleminin bulunmadığı gibi anlam bütünlüğü dikkate alındığında sinkaflı sözlerin hedefinin de müşteki olarak kabul edilemeyeceği, sanığın burada mahkemeyi takmadığını ifade etmek için sinkaflı sözler söylediği anlaşıldığından unsurları oluşmayan hakaret suçundan bozma kararı verilmesi gerektiği görüşünde olduğum için sayın çoğunluğun farklı gerekçeye dayanan bozma görüşüne katılmıyorum. 17.05.2023