YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9052
KARAR NO : 2023/17126
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında,
1. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay 12 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; sübuta, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, vesaire, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde olay ihbarı üzerine polis memuru olan mağdurların söz konusu yere gittikleri, sanığın alkollü vaziyette etrafa rahatsızlık vermesi nedeni ile görevlilerin sakinleştirmeye çalıştıkları, sanığın sakinleşmemesi nedeni ile kelepçe takıp emniyete götürüldüğü sırada “Siz hepiniz o.. çocuğusunuz, buranın dışarısı da var, … küçük bir yer elbet sivilde karşılaşırız, o zaman görürsünüz.” diyerek hakaret edip tehditte bulunduğu, emniyetten hastaneye götürüldüğünde de mağdur polislere hitaben “Siz …’in polislerisiniz, siz vatan hainisiniz, niye kelepçe takıyorsunuz lan, Doğu da ve Güneydoğu’de kelepçe takmıyorsunuz, gücünüz bize mi yetiyor, … bunlara yetki verdin anamızı s.. ler.” diyerek alanen hakarette bulunduğu, sanığın ayrıca katılan polis memuru olan …’ye “Seninle görüşeceğiz lan, yavşak, buranın sivili de var, dışarıda hiç mi gezmeyeceksin, senin ailen çocuğun yok mu, senin yüzünü aklıma yazdım, seni sileceğim, kaybedecek bir şeyim yok, senin çok şeyin var, siz bana hiç bir şey yapamazsınız.” şeklinde sözler söyleyerek hakaret ve tehditlerine devam ettiği iddia ve kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 176 ncı maddesinin birinci fıkrasında iddianamenin çağrı kağıdı ile birlikte sanığa tebliğ edileceği hükme bağlanmış, aynı maddenin son fıkrasında da iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği belirtilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un “ifade ve sorgunun tarzı” başlıklı 147 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır” denilmek suretiyle sorguya çekilmeden önce sanığa yüklenilen suçun anlatılması gerektiği vurgulanmıştır.
Aynı kanunun “Duruşmanın başlaması” başlıklı 191 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise;
“Duruşmada, sırasıyla;
a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır,
b) İddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur,
c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir,
d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır” düzenlemelerine yer verilerek, sanığın sorgusu yapılmadan önce iddianamenin ve iddianame yerine geçen belgenin okunması gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda gösterilen düzenlemeler savunma ve yapılan isnadı öğrenme hakkı kapsamında olup, sanığın hakkındaki suçlamalardan haberdar olması ve daha etkili savunma yapması amaçlanmaktadır.
Sanığın savunmasının alınmasından önce iddianamenin okunmasıyla da, sanığın üzerine atılı suçtan haberdar olması, neyle suçlandığını bilmesi ve bu kapsamda kendini daha etkin savunması amaçlanmaktadır. Bunun yanında, iddianame okunmadan sanığın savunmasının alınmasıyla 5271 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan usul kuralına aykırı davranılmış olmakla birlikte, sanığın, iddianamenin tebliği ve savunması alınmadan önce üzerine atılı suçun anlatılması ile birlikte suçtan haberdar olması ve savunmasını da iddianamede anlatılan olaylara ve yöneltilen suçlamaları karşılayacak şekilde yapması halinde, sadece iddianamenin okunmaması nedeniyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı ve kendisini etkili bir şekilde savunamadığı söylenemeyeceği gibi, buna bağlı olarak yapılan diğer işlemler de varlıklarını ve geçerliliklerini koruyacaktır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi veya Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; iddianamenin sanığın en son bildirdiği adresinden farklı olan MERNİS adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu nedenle iddianamenin tebliği ile sorgu arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği yönündeki kurala uyulmadığı ve 27.10.2015 tarihli celsede savunması alınan sanığa iddianamenin okunmadığı anlaşıldığından, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.