YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9234
KARAR NO : 2023/17670
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında katılan …’a yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının a bendi, dördüncü fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, karar verilmiştir.
2. Sanık hakkında katılan …’e yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının a bendi, dördüncü fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin; hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin değerlendirilmediği, erteleme kararı verilmediği, tekerrüre esas sabıkasının olmadığı, suçu işlemediği, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı, beraat etmesi gerektiği, katılanla arasında bir yıl önce tartışma geçtiği bu nedenle katılanın husumet beslediği, kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiği, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şüphelinin, olay tarihinde, Aile Sağlığı Merkezinde, muayene sırası yüzünden tartıştığı görevli doktor …’na yönelik “angut angut konuşma”, sakin olmasını isteyen doktor …’e ise “sen sapık mısın, manyak mısın, sen kimsin de beni çıkartıyorsun” dediği devamında “doktorlar dayağı hak ediyor” sözleriyle hakaret ettiği iddiasıyla hakkında açılan davada sanığın atılı suçu işlediği Mahkemece kabul olunmuştur.
A- Sanığın Temyiz Nedenleri Yönünden;
Tüm dosya kapsamı, katılanların beyanları 06.08.2014 tarihli tutanak içeriği ve tanıklar … ve …’in beyanlarına göre, sanığın atılı suçu işlediğine ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların olayda gerçekleşmediğine, sanığın mahkumiyeti yönünde Mahkemesinin inanç ve takdirinde, sanığın sabıka kaydı incelendiğinde tekerrüre esas engel mahkumiyetinin bulunduğu anlaşıldığından ” Sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, daha önce kasıtlı suç işlemiş olmasına ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre sanığa verilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine takdiren yer olmadığına, şartlarının oluşmaması nedeniyle sanık lehinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren yer olmadığına, daha önce kasıtlı suç işlemiş olmasına binaen cezasının ertelenmesi halinde ileride tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizce kanaat hasıl olmadığından cezanın ertelenmesine taktiren yer olmadığına, şeklindeki gerekçeler ile lehe hükümlerin sanık hakkında uygulanmaması yönündeki Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
B- Sair Yönlerden Yapılan İncelemede;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın katılan …’a hakaret ettikten sonra katılan …’e de hakaret etmesi biçimindeki eylemlerinin, aynı kasıt altında ve kısa aralıklarla katılanlara karşı işlenen tek bir hakaret suçunu oluşturduğu ve hakaret suçundan bir kez mahkumiyetine karar verilerek cezasından 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden, katılan sayısınca hükümlülüğüne karar verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün B bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanunun 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.