YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9502
KARAR NO : 2023/18199
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında,
1. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü, 62 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 2 ay 17 hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; sübuta, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın suç tarihinde hakkında yakalama kararı bulunması nedeniyle kendisini telefonla arayan astsubay katılan … Ş’ye hitaben “Sen benimle dalga mı geçiyorsun, senin belanı s…m, karakola ben geleceğim.” şeklinde sözler söylediği ve telefonu kapattığı, bir iki dakika sonra bu kez karakolun sabit numarasını aradığı ve katılana hitaben “Ne için çağırıyorsunuz, ben adamı öldürürüm, sen kimin yalakasısın.” şeklinde sözleri yüksek sesle söylediği, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra alkollü bir şekilde karakola gittiği, katılanın odasında katılana “Senin gibi köpekleri çok gördüm, senin beni almaya gücün yetmez, hiçbir Allah’ın kulu beni burada tutamaz, ben … …’de kelle aldım, siz yanlış zarı oynuyorsunuz, ben kesinlikle raporumu aldırmam, beni buradan götüremezsiniz.” şeklinde sözler söylediği, daha sonra adli raporunun aldırılması amacıyla araca bindirildiği sırada karakolda asayiş eri olarak görev yapan şikâyetçiler … Y., … T. ve …’ye “Sizin a… koyacağım.” şeklinde sözler söylediği, sanığın araca bindirildikten sonra adli rapor aldırılmaya hastaneye giderken ve aynı şekilde rapor sonrası karakola dönerken araç içerisinde şikâyetçiler … Y., … T. ve …’ye “Allah belanızı versin, ne s… gidiyoruz rapora, bir s… yiyemezsiniz, sizin gibi çok köpeklerim var benim, siz kimsiniz lan siz işinize bakın o… çocukları.” şeklinde sözler söylediği, yine araç içerisinde ayrıca şikâyetçi … Y.’ye “Sen de kürtsün, senin gibi on tane kürdün kellesini aldım, senin de kelleni alırım.” şeklinde sözler söylediği iddia ve kabul olunmuştur.
1. Sanığın suçlamaları inkar ettiği belirlenmiştir.
2. Katılan ve şikâyetçiler benzer ve istikrarlı anlatımlarda bulunmuşlardır.
3. 12.02.2015 tarihli olay, yakalama ve üst arama tutanakları düzenlenmiştir.
4. Sanığın eşi olan V. D. ve oğlu olan G. D.’nin soruşturma aşamasında tanık sıfatıyla dinlenildikleri, iddia konusu eylemler yönünden net bir bilgilerinin olmadığı anlaşılmıştır.
5 .Tanıklar İ. T. ve M. K. Y., iddia konusu eylemleri doğrular yönde anlatımlarda bulunmuşlardır.
6. Sanığa ait adli sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebebi Olan Sübut Yönünden
Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş ise de, katılanın ve şikâyetçilerin benzer ve istikrarlı anlatımları, olay, yakalama ve üst arama tutanakları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın eylemlerinin sübuta erdiğinin kabulü ile mezkur suçlardan mahkûmiyet hükümleri kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkası bulunduğu halde sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanmamış ise de aleyhe temyiz olmadığından bu hususun bozma sebebi yapılamayacağı belirlenerek yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir;
Ancak,
a. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın anılan Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür.
Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, katılana ve şikâyetçilere yönelik hakaret eylemlerini, bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı olayın devamı kapsamında ve kısa zaman aralığı içerisinde gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında hakaret suçundan tek ceza verilip, bu cezanın zincirleme suç hükümleri uyarınca arttırılması gerekirken, iki kez mahkumiyet hükmü kurularak fazla ceza tayini,
b. Hakaret suçundan kurulan hükümde; aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekmektedir. Somut olayda katılanın, şikâyetçilerin anlatımlarından ve dosya kapsamından sanığın hakaret eylemlerini katılanın odasında ve araç içerisinde gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, hakaret suçu açısından aleniyet unsurunun gerçekleşmediği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca artırım yapılarak fazla ceza tayini,
c. Sanığın, görevi yaptırmamak için direnme eylemlerini katılana ve şikâyetçilere karşı gerçekleştirmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
d. Sanığın, lehe Kanun hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi karşısında, sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan hükmedilen kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında yazılı bulunan seçenek yaptırımlardan birine çevrilip çevrilmeyeceğinin tartışılmaması,
Nedenleriyle, hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesi uyarınca sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.