YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9546
KARAR NO : 2023/19526
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/414 E., 2015/1061 K.
SUÇLAR : Hakaret, kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanunun 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile;
1. Sanık hakkında hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 123 üncü maddesi, 62 nci ve 50 nci maddesinin (a) bendi ile 52 nci maddesi uyarınca 2.250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanığın hakaret suçunu işlediğinin sabit olmasına karşın, beraat hükmü kurulmasının usul ve Kanun’a aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiği talebine ilişkindir.
2. Sanık müdafinin temyiz istemi, kişilerin huzur ve sükunu bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması talebine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın daha önceden aralarında husumet bulunan katılan … A.’yı cep telefonundan sürekli ve ısrarlı şekilde aramak suretiyle rahatsız ettiği, ayrıca katılanın e-mail adresine ”O serefsiz babana söyle delikanlıysa disari ciksin, kari gibi saklanmasın, senin babanin a..na koyayım saklanmasın pe..enk.” şeklinde mesaj gönderdiği iddiası ile açılan davada, Mahkemece sanığın kişinin huzur ve sükununu bozma eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına, hakaret suçundan ise beraat hükmü kurulmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Hakaret Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 11.11.1942-1./21 sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere, sanığın gönderdiği mailde katılanın babasına yönelik sarfettiği sözlerin, katılanın da onur, şeref ve saygınlığının rencide edici nitelikte olduğu, akrabalık bağı gözetildiğinde aynı hakarete maruz kaldığı anlaşılmakla, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
B. Sanık Müdafinin Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Katılanın ve sanığın aşamalardaki beyanları, HTS kayıtları ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup bozma sebebi dışındaki sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak,
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğunun belirlenmesi sebebiyle kararda bu yönlerden hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak hakaret suçu yönünden oy çokluğu, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık katılan …’ya yönelik hakaret suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
5237 sayılı TCK’nın “hakaret” başlıklı 125. maddesinde; “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
Ceza Genel Kurulu’nun 14/10/2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
TCK’nın 125. maddesinin 2. fıkrasında “suçun mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlinmesi halinde birinci fıkrada belirtilen cezaya hükmolunacağı” belirtilmiştir.
Somut olayımızda sanık ile katılan … arasında husumet bulunduğu, sanığın katılanın e-mail adresine “ O şerefsiz babana söyle delikanlıysa dışarı çıksın karı gibi saklanmasın, senin babanın a..na koyayım saklanmasın pezevenk.” şeklinde mail gönderdiği sabit olup, yerel mahkemece söz konusu iletinin muhatabı katılanın babası olduğu için ve gıyapta hakaret suçunun ihtilat unsuru oluşmadığından beraat kararı verilmiştir. Yukarıda alıntı yapıldığı gibi TCK’nın 125/2. maddesinde açıkça söz konusu iletinin mağduru muhatap alması zorunlu olup somut olayımızdaki iletide sanık açıkça katılanın babasını kastederek “O şerefsiz babana söyle…” diyerek kastının katılanın babası olduğunu açıkça belli etmiştir. Bu nedenle sanığın yazmış olduğu iletinin içeriği ve anlam bütünlüğüne göre açıkça katılanın babasını hedef aldığı böylece katılanın babasına gıyapta hakaret ettiği anlaşılmış ise de; gıyapta hakaret suçunun ihtilat unsuru gerçekleşmediğinden yerel mahkemece hakaret uçundan verilen beraat kararının onanması gerektiği görüşünde olduğum için sayın çoğunluğun hakaret suçundan verdiği bozma kararına katılmıyorum. 06.06.2023